Daron Acemoğlu ve Hangi Liberal Demokrasi? — Kutlu Kağan Dalkılıç
Acemoğlu’nun öncesi de sonrası da sisteme dair krizi derinleştirmektedir. Sistemin neo liberal formu tekelci finans elitlerine; sol liberal formu bürokratik kamucu soyguna ağırlık kazandırmaktadır.
Yeryüzünde Bir Karadelik: KİTLE — Ahmet Çarpar
Fertler, kendisini aşan bir anlamla bağını kaybettikçe ilkel bir tüketene; ortak bir anlam etrafında toplanan gruplar, cemaatler, partiler aidiyetini ve müşterek mesuliyetini yitirdikçe kapalı bir zümreye; birbirinden farklı fert, grup ve cemaatlerin daha geniş bir hayat ve kader tasavvuru içinde kurduğu cemiyet ise çözülüp dağınık bir kalabalığa dönüşüyor.
700 Yıllık Bir Suçüstü: Zâkânî’nin Maske Düşüren Sözlüğü — Murat Beyazyüz
Zâkânî’yi bugün hâlâ okunur kılan şey, sövgüsünün dozajı değil, isabetidir. O, tek tek kişilerle uğraşmamış, rolün kendisine saldırmıştır. Sözlüğünde falanca satıcının, şu hâkimin, bu vaizin adı geçmez; “tüccar”, “kadı” ve “vaiz” yazar. Roller değişmediği için tanımları da bayatlamamıştır. Tüccar hâlâ var, denetçi hâlâ var, riyakâr hâlâ var. Sözlüğün maddeleri boşa düşmüyor; sadece muhatapları yenileniyor.
Dergâh ve Kapital — Murat Beyazyüz
Tarikat hikâyesini bir yozlaşma hikâyesi diye okumak mümkün. Bir dayanıklılık hikâyesi diye okumak da mümkün. Hikâye tek. İki adı var.
Hangi adı kullanacağız?
Under an Olive Tree ve Hatırlamanın Ahlâkı — İlteriş H. Kutlu
Son zamanlarda yoğunlaştığım biyografi okumalarından çıkardığım sonuç, bir insan hikâyesinin, başkalarının hayatlarında karşılık bulabildiği ölçüde tamamlanabileceği oldu. Ayşenur Ezgi Eygi’nin hikâyesinin de bizim için daha âdil, daha cesur, daha tutarlı ve insan onuruna karşı daha hassas ve “hatır”dan mülhem “hatırlama”nın erdemine vâkıf bir yaşam pratiğinin imkânlarını aramada yol gösterici bir mahiyeti var.
Ayşenur Ezgi Eygi’ye rahmet, geride kalan kederli ama daha çok gururlu ailesine ve arkadaşlarına sabır; dünyanın neresinde olursa olsun, insan eliyle hayattan koparılan tüm masum insanların aziz hatıralarına saygıyla…
Kaplan Postuna Bürünmüş Sırtlanlar — Murat Beyazyüz
Şehre inen domuzlardan korkmamalı; onlar aç kaldıkları için iner, doyunca dağlarına dönerler. Korkulması gerekenler, inmekle kalmayıp yerleşenler, bir türlü de doymayanlardır. Yolu kendimiz bulacaksak ilk adım, sanıldığının aksine postu görmek değil; postun altındakini çoğumuz zaten seziyoruz. Adımların en zoru, o posta imrenmekten vazgeçmektir. Aldanan yalnızca kurbandır; imrenen, farkına varmadan ortağa dönüşür. Çünkü postu ayakta tutan, aldananlar değil imrenenlerdir.
Zihnimin Bir Köşesinde Duran Şair Ahmet Telli — Murat Beyazyüz
1998 yılında bir arkadaşım bana Ahmet Telli’nin Su Çürüdü kitabını hediye etmişti. Sonra merak edip iki kitabını...
Kuşatma Söylemi ve Akademinin Gerçek Sorunu — İkbal Vurucu
Karar gazetesinde yayımlanan “Kuzuların Sessizliği mi, Akademinin Konforu mu?” başlıklı makaleme gelen bir yorum,...
CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA DEVLET VE ALEVİLER — Ali Rıza Özdemir
Alevi-Bektaşi toplumunun kendi namına devletten talepleri son derece makul taleplerdir. Bu açıdan bakıldığında günümüze kadar...
Nerede O Eski Entelektüeller? — İlteriş H. Kutlu
Philosophie Magazin, sosyal medya hesabında Jean Paul Sartre’ın Paris’te, halkın içinde La Cause du peuple gazetesini dağıtırken...





