FİKİRTEPE’NİN CUMHURİYET’İN 100. YILI MESAJI — Fikirtepe Medya
Cumhuriyet, vasıfsız tebaayı sorumlu yurttaşa dönüştüren bir farkındalık rejiminin, bir değerin ve bir faziletin adıdır....
Manifesto — admin
Siyaset, hayatın rutin akışında içkin bir kavramdır. Siyasî partilerin ve parti elitlerinin tekelinde değildir ve onlarla...
Gündüz Bey’in Derviş Militanı: Cabbar Ağa — Yusuf Samed İlerisoy
“En büyük iltifatıydı ‘ülkücü’. ‘’Sokakta iki köpek kavga etse ayıran adam ülkücüdür.’’ derdi. Kızdığı adama ‘’Bu nasıl ülkücülük!’’ diye sitem ederdi. ‘’En iyi ülkücü, dersini en çok çalışandır.’’ diye bizi teşvik ederdi ama bizde onu dinleyecek akıl nerede… Eşimi onunla tanıştırdığımda, Cerebral Palsy durumuma rağmen beni tercih etmesine atfen ‘’Hakiki ülkücüymüşsün’’ diyerek övmüştü.”
Okul Güvenliği: Özel Güvenlik Görevlisi mi, Bahçe Görevlisi mi? — İkbal Vurucu
“Güvenlikte belirsizlik risk üretir. Açık görev tanımı, doğru eğitim, uygun yetki, etkili denetim ve düzenli risk analizi ise güvenlik kapasitesi üretir. Bu nedenle ben okul güvenliği tartışmasının unvan üzerinden değil, risk, yetki, yeterlilik, sorumluluk ve kamu yararı üzerinden yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum.”
İkinci Dünya Savaşı’nda Türk Alman İlişkilerine Kısa Bir Bakış — Çağhan Sarı
“Kahire Konferansında ABD Başkanı Roosevelt ve Churchill ile bir görüşme daha gerçekleştiren İnönü, tekrar müttefiklerin savaşa girme çağrılarıyla karşılaşmıştır. Türkiye askeri malzeme talebini yinelemiş, SSCB’nin yayılmacı siyaseti karşısında çekincelerini iletmiştir. Müttefikler Sovyet baskısını tehdit unsuru olarak kullanmış, Türkiye’nin Sovyet tehlikesinden korunmasının savaşa girerek çözüleceğini açıklamışlardır. Türkiye prensipte savaşa girmeyi kabul etmiştir. Ancak askeri malzeme istekleri ABD tarafından reddedilmiştir.”
Kelimelerin Helalleştirme Gücü — Murat Beyazyüz
“Muhafazakâr insanlar bu ülkede yıllarca aşağılandı, başörtüsü yüzünden üniversite kapısından çevrildi, makbul vatandaş sayılmadı. Bu haksızlıklar gerçekten yaşandı ve geride bir yara bıraktı. İktidara yakın olanların bir bölümü bugün o yarayı ayrıcalığının gerekçesi yapıyor, dün mağdur edildiği için bugün kurallardan muaf olduğunu düşünüyor. Dün mağdurdu, bugün güçlü; mağdurun istisnası egemenin istisnasına dönüştü. Güçlü olan, herkes için geçerli sayılan ölçülerden kendisini ve yakınlarını muaf tutuyor; bu gözle bakan için devletin parası ganimettir, ondan pay almak da hakkıdır.”
SOKRATES ‘‘BULUTLARDA’’ — Ahmet Çarpar
“Sokrates ‘‘Bulutlar’’da, toplumuna olan sevgisini her şeyden üstün tutan bir düşünce insanının, hakkında yanlış yargılar üretilmesine izin vermemek için canından nasıl vazgeçtiğini gösteren bir metindir. Oyunda, tüm varlığını –bilindiği sanılan- gerçekleri sorgulamaya adamış olan Sokrates’in yaşamının son aşaması anlatılır.’’
Kılık-Kıyafet Düzenlemeleri Üzerinden Öğretmen Kimliğinin Disiplinleştirilmesi — İkbal Vurucu
“Öğretmenlerin kılık-kıyafetine ilişkin düzenlemeler, yalnızca hangi giysilerin uygun olduğuna dair idari tercihler değildir. Bu düzenlemeler öğretmenlik mesleğinin nasıl temsil edildiğini, öğretmenin profesyonel muhakemesine ne kadar güvenildiğini ve kadınlarla erkeklerden hangi görünüşlerin beklendiğini de ortaya koyar.”
Musul Sorunu Türkiye’nin Dış Politikasını ve Toplumu Ne Ölçüde Etkilemiştir? — Çağhan Sarı
“Türkiye, Musul’da yaşayan Türkler için azınlık hakları talep etmemiştir. Bunun en önemli nedeni, aynı hakların Kürtler açısından İngiltere tarafından talep edilebileceği ihtimalidir.”
Kapital, İcazet ve Veraset — Murat Beyazyüz
“Doğu Türkistan’da Aktağlık ve Karatağlık diye anılan iki rakip kol böyle doğdu. Sonrası artık yalnız bir tarikat meselesi değildi.”
MEÇHUL ŞAHESER — Ahmet Çarpar
“Balzac yazmaya başladı. Ama diğerleri gibi para kazanmak, eğlenmek, kitaplık raflarını doldurmak, bulvarlarda konuşulmak için değil, onun edebiyatta gözünü diktiği şey mareşallik asasından çok imparatorluk tacıydı.”
MÜFETTİŞ — Ahmet Çarpar
Gogol’ün karakterleri dış dünyadaki bir gerçekliğin yansımasından başka insanın bizzat içindeki şeytanların, zaafların birer izdüşümü gibidir. Onlar insanın içindeki açgözlülüğün, kibrin, yalanın, kendini kandırma eğiliminin ete kemiğe bürünmüş abartılı, başkalaşmış halleri olarak da okunabilir.





