MEÇHUL ŞAHESER — Ahmet Çarpar
“Balzac yazmaya başladı. Ama diğerleri gibi para kazanmak, eğlenmek, kitaplık raflarını doldurmak, bulvarlarda konuşulmak için değil, onun edebiyatta gözünü diktiği şey mareşallik asasından çok imparatorluk tacıydı.”
MÜFETTİŞ — Ahmet Çarpar
Gogol’ün karakterleri dış dünyadaki bir gerçekliğin yansımasından başka insanın bizzat içindeki şeytanların, zaafların birer izdüşümü gibidir. Onlar insanın içindeki açgözlülüğün, kibrin, yalanın, kendini kandırma eğiliminin ete kemiğe bürünmüş abartılı, başkalaşmış halleri olarak da okunabilir.
İlişki Oyunları 2: Beni Seviyorsan Yaparsın/Yapmazsın — Murat Beyazyüz
Seven insan sevdiği için fedakârlık yapmaz mı? Yapar. Fakat “kişinin kendi isteğiyle yaptığı fedakârlık” ile “sevginin bedeli olarak tahsil edilen fedakârlık” arasında derin bir fark vardır.
TÜRK-İSLÂM SENTEZİ: ERİME Mİ, ÖZGÜNLEŞME Mİ? — İkbal Vurucu
Türk-İslâm sentezinin tarihî ve sosyolojik imkânları ne denli zengin olursa olsun, bu tecrübenin çağdaş dünyada somut, hukukî ve rasyonel bir kurumsal kimliğe kavuşması ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile mümkün olabilmiştir.
Değişen Dünya Düzeni: Tek Kutupluluktan Kutupsuzluğa — Okan Can
Trump’ın ana hedefi ABD’yi küreselleşmenin maliyetlerinden korumak, ulus devlet olarak güçlü bir aktör haline getirmekti. Bir anlamda Trump’ın temsil ettiği yaklaşım ABD’yi hegemon güç olmak uğruna zayıflatmak yerine hegemonyayı ABD’yi güçlendirmek adına zayıflatmaktı.
Gazete — İlteriş H. Kutlu
Dijital çağın kesintisiz akışı içinde bu üç boyutun; bilme, var olma ve değer verme süreçlerinin giderek parçalandığına tanıklık ediyoruz. Bilgi çoğalırken ortak akıl zayıflıyor; iletişim hızlanırken eş zamanlılık hissi gitgide yavaşlıyor; kanaat üretimi artarken değerlerin müşterek zemini şiddetle daralıyor. Gazete işte bu bilişsel parçalanmışlığın tam ortasında, dünyayı yeniden bir kompozisyona dönüştürme gayretinde olan ve nadir kalan formlardan biri olarak önemini hâlâ koruyor. Dünyayı ve hayatı insana parçalı bir akışın çok ötesinde ‘bakmaktan’ ‘görmeye’ tebdil olmuş bir bütün olarak sunmaya tüm gücüyle gayret ediyor.
Oksijen Yetersizliği Vicdanı Zayıflatır — Ahmet Çarpar
Bir insanın bozulup yozlaşma ihtimali ne kadar mümkünse, bünyesindeki insanların terkibi olan bir toplumun da bozulup yozlaşma ihtimali o kadar mümkündür. Ama genellikle otomatik bir refleksle sürekli kutsanan, icat edilmiş bir ”halk” kavramı dolayısıyla bu ihtimale düşüncede pek yer verilmez. Aramızda, kalabalıklar hiçbir zaman şaşmaz, asla yanılmaz gibi bir kabul gezer durur.
Daron Acemoğlu ve Hangi Liberal Demokrasi? — Kutlu Kağan Dalkılıç
Acemoğlu’nun öncesi de sonrası da sisteme dair krizi derinleştirmektedir. Sistemin neo liberal formu tekelci finans elitlerine; sol liberal formu bürokratik kamucu soyguna ağırlık kazandırmaktadır.
İlişki Oyunları 1: Sen Zaten Hep! Sen Zaten Hiç! — Murat Beyazyüz
Sen zaten tipinde cümleleri kuran kişi belki tartışmayı kazanır. Fakat bir parçayı bütünün adı yaparak kazanılan tartışmanın bedelini ilişki öder.
İlişkiyi sürdürebilmek, şikâyetten vazgeçmek ya da her davranışı hoş görmek değildir. Karşımızdakine, yarın başka türlü davranabileceği bir yer bırakabilmektir.
Yeryüzünde Bir Karadelik: KİTLE — Ahmet Çarpar
Fertler, kendisini aşan bir anlamla bağını kaybettikçe ilkel bir tüketene; ortak bir anlam etrafında toplanan gruplar, cemaatler, partiler aidiyetini ve müşterek mesuliyetini yitirdikçe kapalı bir zümreye; birbirinden farklı fert, grup ve cemaatlerin daha geniş bir hayat ve kader tasavvuru içinde kurduğu cemiyet ise çözülüp dağınık bir kalabalığa dönüşüyor.





