‘‘Bana hüküm giydirecek olan suçlar değil, söylenti ve dedikodulardır. Kendimi savunamam. Bu gölgelerle dövüşmek olur. Kendinizi, suçlu olduğuma ikna edeceksiniz.’’
Hakkındaki uydurulmuş iddialara böyle karşılık vermişti Sokrates.
Sokrates’in suçu, toplumun basmakalıp batıl kabullerinden, insan onuruna yaraşmayacak, akıldan uzak inanış ve tutumlardan -bilhassa gençleri- düşünmeye sevk ederek özgürleştirme teşebbüsüydü. Bu bakımdan Sokrates kendi rolünü, insanların düşüncelerini dünyaya getirmelerine yardım eden bir ebeye benzetiyordu.
Sokrates’in ünü şehirde iyiden iyiye yayılmıştı ve söz konusu teşebbüsü, içinde yaşadığı düzeni red anlamını içerdiğinden suçlayıcılarını bulmakta gecikmedi. Meletos, Anytos ve Lykon, Sokrates’in yargılanmasına giden süreci hazırladılar.
Sokrates’in yargılanmasındaki payı hiç hafifsenmeyecek bir başka olay da onu hedef gösteren bir tarzda kaleme alınmış olan 22’sindeki genç komedya yazarı Aristophanes’in Bulutlar adlı oyunuydu.
Aristophanes yazdığı Bulutlar adlı oyunda Sokrates’i para karşılığında mugalata öğreten, güçlü önerme ve tezleri zayıf önermelere mantıksızca alt ettiren bir laf cambazı olarak resmetti. Bu, bir anlamda, modern dünyada da yabancısı olmadığımız, propaganda yoluyla bir fikir adamının toplum nezdinde şeytanlaştırılması olayıydı.
Sokrates hayat görüşü, inandığı değerler, vardığı sonuçlar konusunda toplumla ters düşmekten korkmuyordu. Ona bu cesareti bahşeden şey, ruhuna hiç kimsenin zarar veremeyeceği inancıydı.
Aristophanes’in bu oyunundan yaklaşık 2400 yıl sonra İstanbul’da bir oyun yayınlandı: Sokrates ‘‘Bulutlarda’’. Güngör Dilmen’in kaleme aldığı bu oyun, bir nevi Aristophanes’in komedisine karşı yazılmış bir nazire, bir itirazdır.
Güngör Dilmen 1930 yılında Tekirdağ’da dünyaya gelmiş, üniversitede klasik filoloji eğitimini tamamladıktan sonra Amerika’da tiyatro üzerine tahsil görmüş, şiirle başladığı yazın hayatına tiyatroyla devam etmiş ve bu türde karar kılarak birçok önemli eserlere imza atmıştır: Midas’ın Kulakları, Canlı Maymun Lokantası, Kurban, Deli Dumrul vs.
Güngör Dilmen, oyunlarına seçtiği konulara bakılırsa sıklıkla geçmişten, tarihi unsurlardan beslendiği görülür. Fakat onun yaptığı, konusunu geçmişten getirdiği bir vakayı tekdüze bir biçimde hatırlamak ve hatırlatmaktan ibaret değildir. O, geçmişle şimdiyi aynı düzlemde birleştirerek anlattığı vakaya bir tazelik ve güncellik kazandırır.
Sokrates ‘‘Bulutlar’’da adlı oyunu 9 Temmuz 2012’de hayata veda eden Güngör Dilmen’in ölmeden önce kaleme aldığı son eseridir ve kitap o öldükten sonra yayımlanmıştır. Kitaba yazdığı önsözde Prof. Dr. Ayşegül Yüksel şöyle diyor: ‘‘Hastalığı sırasında telefonla aradığım eşi bana Sokrates ‘‘Bulutlar’’da başlıklı bir oyun yazdığını söylemişti. Dilmen oyunun yayımlandığını ne yazık ki göremedi. Sokrates ‘‘Bulutlar’’da, toplumuna olan sevgisini her şeyden üstün tutan bir düşünce insanının, hakkında yanlış yargılar üretilmesine izin vermemek için canından nasıl vazgeçtiğini gösteren bir metindir. Oyunda, tüm varlığını –bilindiği sanılan- gerçekleri sorgulamaya adamış olan Sokrates’in yaşamının son aşaması anlatılır.’’
Söze oyundan bir alıntıyla nihayet verelim:
SOKRATES:
Karşınızda kendimi sizlere acındırmak için ağlayıp sızlamamı bekliyordunuz.
Öyle yapsaydım kurtarırdım tatlı canımı sizin indinizde.
Ne sevinecektiniz. Düş kırıklığına uğradınız.
Beni ölüme yargılayan sayın jüri üyeleri.
Çocuklarınızla paylaşacaksınız bu utancı.
Budur Sokrates’in sizler üstüne ilenci.
Atina’nın düşmanları kıvanacak sizinle.
Onlara ballı çörek yedireceksiniz.
Beni siz yargıladınız ölüme.
Sizi erdem yargılayacak zaman içinde.






