Kamuoyunda son dönemde milli görüş kökenli muhalif partilerin bir araya gelmesi gündem oldu. Fatih Erbakan ve Yeniden Refah Partisi öncülüğünde Saadet Partisi, DEVA, Gelecek Partisi belli ki bir ittifak arayışındalar. Sürecin içine DP ve Gültekin Uysal da eklemlenebilir. Anahtar Partisi ve İYİ Parti son açıklamalarıyla ittifak dedikodularına kapıyı kapattı. Gelinen son durum buradan bir üçüncü yol açmak olarak ifade edildi.
Üçüncü yol meselesini ilk gündeme getirenlerden birisi “Fikirtepe Medya” olarak bizler olmuştuk. 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinin Kılıçdaroğlu ve CHP öncülüğünde Altılı Masa üzerinden muhalefete yaşattığı dramatik ve hazin süreç bunun ilk işaretleriydi. O süreçten sonra platformumuzu kurduk ve sözümüzü üçüncü cumhuriyet ve üçüncü yol üzere söylemeye koyulduk.
AKP-CHP hattına sıkışan milletimizi çaresiz koymamak üzere cumhuriyetçi yeni sağ hareketlere işaret ettik ve aktüel siyaseti cumhuriyetçilik temelinde üçüncü bir yolla bu pozisyona yönlendirmeye gayret ettik. Ne var ki geldiğimiz noktada böylesi bir temsile henüz kavuştuğumuz söylenemez.
Bizim bu temsili işaret etmemizin birkaç temel sebebi vardı…
Birincisi, dünyada küreselleşmeci demokrat hegemonyanın çöküşünü önceden görmüştük. Bu yüzden sahici alternatiflerin demokrat ve küreselleşme yanlısı hareketler olmayacağını da görüyorduk.
İkincisi, gerek sağ gerek sol demokrat partilerin ve bu partilerin yaslandığı düzlemin 2013 sonrası peyderpey ulusal siyasette zemin kaybettiği aşikârdı ve 15 Temmuz 2016 itibariyle demokrat siyasetlerin içerde de çöktüğünün farkındaydık. Muhalif siyaseti bu yüzden daima 15 Temmuz sonrası yeni düzleme davet ettik.
Üçüncüsü, Cumhur İttifakı’nın çöken demokrat paradigmanın aleyhine bir pozisyon aldığını ancak siyasi spektrumda cumhuriyetçi merkez sağı doldurmadığını görmüştük; Millet İttifakı’nın ise çökmüş demokrat paradigmada adeta bozuk bir plak gibi takılı kaldığını düşünüyorduk yani cumhuriyetçi yeni sağın muhalefetten de asla ve kata çıkamayacağını öngörmüştük.
Siyasette her şeyden önce eskiden boşalan ve yeniye açık spektrumu tespit etmek önem arz eder. Her iki ittifakın kötü birer kopyalarını icat etmek ya da AKP-CHP gibi taşıyıcı partilerin kötü taklitlerini ortaya koymak seçmen için pek de anlamlı olmaz.
Cumhur İttifakı muhafazakâr milliyetçi bir pozisyona evrildi; Millet İttifakı ise küreselleşmeci demokrat pozisyonda arkaik kaldı.
Siyasi olarak sorunlara çözüm üretecek, işe yarar bir açık arıyorsanız; ya bu iki ittifakın tam ortasındaki boşluğa klasik cumhuriyetçi bir merkez sağ pozisyonun yeni temsilini sunacaksınız ya da bu iki ittifakın spektrumunun dışında alternatif bir özgün cumhuriyetçi yeni sağ hareket geliştireceksiniz.
Klasik cumhuriyetçi merkez sağın yeni temsilleri ve yeni kadroları ahvale ve bağlama göre belki iş yapar ancak sisteme meydan okuyamaz. Sisteme ve aktüele beraber meydan okuyacak şey ise özgün ve alternatif cumhuriyetçi yeni sağ hareketler olabilir.
Ben ikincisinden yanayım zira yalnızca aktüele dair değil sisteme dair bir meydan okumaya da artık ihtiyaç var gibi görünüyor.
Neden böyle söylüyorum peki?
Siyasetin ana muhalefet başta olmak üzere muhalif kanadının paradigma olarak tutunduğu küreselleşmeci demokrat hegemonyanın yarattığı neoliberal dünya çöküyor. Buradan zaten efektif bir iş çıkmaz diye platformu, siteyi, dergiyi kurduk kuralı her daim söylüyoruz.
Siyasetin kurucusu ve belirleyicisi konumundaki İktidar kanadının küreselleşmeci demokrat hegemonyadan büyük oranda çıktığını da görüyoruz ancak bu gerek şart, yeter şart değil zira orada yükselen cumhuriyetçi yeni sağ paradigmaya dair aktif inşa edilen efektif bir düzlem de göremiyoruz. Dolayısıyla yeni memleket şartlarına ve yeni dünya düzenine göre efektif bir siyasi alan açmanız gerekiyor.
İnsanlık eski dünya düzeninden yeni dünya düzenine geçişin sancılarını yaşıyor; eski dünya çöktü hatta fetret dönemi de büyük ölçüde bitiyor ancak yeni dünya henüz kurulmadı. Bizim iddiamız tek kutuplu küreselleşmeci demokrat hegemonyanın çöküşüyle beraber çok kutuplu parçalı hegemonyalar içinde cumhuriyetçi bölgesel yayılmacı güçlerin sağ düzlemde güçleneceğidir.
Kapitalizm bugün kendisine askıntı olan neo liberal ve sol liberal demokrat siyasi bagajlardan arınmakta Neo Keynesyen iktisadi ablukadan kurtulmaktadır. Yeni Merkantilist tarzda işleyen bir kapitalizm; vatandaşın dayanağı olacak cumhuriyetçi ulus devletlerle yeniden önümüze gelmektedir.
Transatlantik AB eksenine yaslanmak artık anlamsızdır, küreselleşmeci demokrat hegemonyadan artık medet ummak ahmaklıktır, liberalist dünya çökmüş realist bir dünya ufukta görünmüştür. Mezkur paradigma dağılmış, konjonktür değişmiş, hegemonya kırılmıştır.
Tüm bu gelişmeleri ulusal ve uluslararası anlamda dikkate alan siyasetler ancak memlekette de dünyada da yükseliş umudu taşıyabilir.
Ne var ki günün sonunda önümüze gelen tablonun hazin vaziyeti gözlerimizi yaşartıyor.
Abdullah Gül ve Bülent Arınç tandanslı, eski AKP artığı partilerin milli görüş temelli arkaik partilerle ittifakı ne yazık ki üçüncü yol diyerek kamuoyuna takdim ediliyor. Üstelik bu ittifak tam da çöken küreselleşmeci demokrat hegemonyanın arkaik paradigmasına oturuyor. İttifakın zor da olsa barajı geçmesi beklenebilir belki ama asla üçüncü yolu açması beklenemez.
Üçüncü yolun müstakbel sahibi bağlam böyle olduğu sürece ancak Atatürkçü-Cumhuriyetçi yeni sağ hareketler olacaktır.






