10:00 am Siyaset

Muhalefetin Bilinen Bilinmeyenleri

Slavoj Zizek, Tehlikeli Rüyalar Görme Yılı başlığı altında toplanan metinlerine Farsçada yer alan bir deyimle, “vernem nihaden” ile başlar. Anlamı şu:

“Birini öldürüp gömmek, sonra da izleri yok etmek için üstünde çiçek yetiştirmek”.

Bu deyim, Türkiye’nin siyasi tarihindeki pek çok dönüm noktasını hatta yanlış analizlerin “dönüm noktası” olarak işaretlediği kimi süreçleri de hikaye etme kapasitesine sahip.

Fakat bu yazıda değerli okurlarımıza, onları geçmişe götürmek yerine, “Üçüncü Yol” stratejisi ya da umudunun da “öldürülüp izlerini yok etmek için üzerinde çiçek yetiştirilecek” bir adım olma tehlikesine işaret edeceğim.

Elbette bu tehlikenin asli unsuru muhalif siyasetin, alternatif bir siyasal yaklaşımın katledilip üzerinde çiçekler yerleştirilmesi…

14-28 Mayıs öncesinde, temeli Sayın Erdoğan’ın kaybetmeye yakın olduğu iddiası olan o ideolojik fanteziye kapılan hemen herkes, ellerinde çiçeklerle bekliyordu aslında. Bu fanteziye yol açan siyasetin ise “değişim” olasılığının kabrine gönderecekleri çelenkleri çoktan hazırladığı da biliniyordu.

Bunlar, sonrasında “bilinmiyormuş gibi” yapılan bilinenlerdi.

CHP gibi Türk siyasetinde “imgesel aynaya” dönüşmüş bir siyasal partiye hükmeden, harap olmuş siyasi anlayışın, “utanç sonrası” çağın en somut örneklerinden birine dönüşürcesine “bedel ödemekten” kaçınması, yine CHP içinde “değişimin” aktörü olarak görülen kimilerinin değil değişime öncülük etmek, kendi adaylığını bile muhafaza edemeyecek bir tekrara düşmesi de yeni çiçeklerin habercisi…

Aynı şekilde “hür ve müstakil” hareket etme iddiasındaki İYİ Parti’den gelen çelişkili açıklamalar, bir üçüncü yol girişiminin cansız bedeni üzerine dikilecek çiçekleri hazırda bekletiyor gibi…

“İYİ Parti’den CHP’ye ‘10 büyükşehir’ teklifi: Fedakarlık sırası sizde…”

“Ümit Özlale: İzmir BB Başkanlığı adaylığımdan vazgeçmem istenirse her şeyden vazgeçerim.”

Bakın, bu başlıklar son dört günden seçildi. İkisinde de ana aktör, Üçüncü Yol’un mimarı olmak isteyen İYİ Parti…

Oysa Üçüncü Yol siyaseti, “fedakarlık” gibi olguların sızdığı belediye pazarlıklarına tenezzül edecek bir patika değildir.

Diğer iki yolun ne birine ne diğerine ne de onların kaygılarına benzeyecek siyasal bir alternatif umudunun inşasıdır.

Devamını getirmeye cesaret edemeyeceğiniz ya da yolda size sunulanlarla yetinip olduğunuz yerde kalacağınız bir patika değildir Üçüncü Yol…

Hele de duygusal çıkışların anlamsız haykırışlarına dönüşecek yarım bırakılmış cüretkarlıklarla adının lekeneceği bir şey hiç değildir.

(Altılı Masa hikayesi de böyle böyle katledildi. Organik entelektüelleri ise ellerinde çiçeklerle bu katledilişi “muhalefet kendisine rağmen kazanacak” diyerek göz ardı etti.)

Dolayısıyla Üçüncü Yol’un kaderini “bilinen bilinmeyenlerin” bir parçası kılacak adımlar atarsanız her şeyden önce iki siyasi partinin mevcut kapasitelerini bir kere daha “gereksizlikle” damgalarsınız. Koruyacağınız değil on, en fazla bir iki büyükşehir belediyesi ile birlikte…

İYİ Parti lideri Sayın Akşener, Üçüncü Yol’un ihtiyaç duyduğu sembolik jesti ortaya koyma kapasitesiyle Türk siyasetinde tarihî bir rolün kıyısında.

Üçüncü Yol’da ısrar edip olası yenilgide bile yeni aktörlerle siyasette geri dönülemez bir patikanın başladığını ilan edebilir.

Bu doğrultuda ısrar ederek hem CHP’nin mevcut yönetimini “meşru” kılan son dalı, “belediyeler” dalını, kırıp onun değişimine önayak olacak sonuçların nedeni olabilir ve böylelikle “değişimi” karından konuşmaya iten aktörlerin gereksizliğini de ortaya koyabilir hem de kendisini “ittifak yapmayarak AK Parti’ye göz kırpıyor” diyebilen CHP’nin organik entelektüellerine verilebilecek en güçlü yanıt verebilir.

Muhalif seçmenlerin öldürülen umutları üzerine dikilen çiçekleri koparıp onları geleceğin umuduna doğru fırlatabilir.

Sayın Akşener bu rolü, nedeni ne olursa olsun reddederse olacak olanları herkes biliyor, sadece şimdilik “bilmiyormuş” gibi yapıyor.

İç daraltan muhalif sayıklamalarla yetinecek bir siyasetle baş başa kalacağız, en genel anlamıyla.

Tarihin bazı uğrakları, güncel kaygıların ötesini görüp ona göre hareket etmeyi zorunlu kılar. Tarihin zorunluluğu denilen husus budur aslında. Kendiliğinden gelişen bir şey değildir bu, aktörlerin yapıp ettikleri zorunluluğu açığa vurur.

Fakat ne olursa olsun, kurumsal muhalefetin aktörlerinin suçu bütünüyle koşullara atamayacağı günler yakın…

Keza Üçüncü Yol’u, mevcut aktörler onu söylemsel sayıklamaya indirgese dahi son noktada asıl fail olan seçmenin iradesi sahiplenecektir.


*Yazılar, yazarlarının sorumluluğundadır, Fikirtepe‘nin kurumsal politikasını yansıtmayabilir.

Visited 60 times, 1 visit(s) today

Close