11:06 am Deneme, Gökhan Yavuz Demir

Meseleleri Yazmak Meselesi

Yaşamak daima çözülecek problemlerle cebelleşmek ise, hayata dair her şey birden meseleye dönüşebilir mi? Eğer öyleyse, mesele nedir? Bizatihi yaşamak mı?

Mesele, belki de “sokak hayvanları sorunu” diye bas bas bağıranların nezdinde sorun olduğu için dağın başına atılmış anne bir köpeğin yavrularının karnını nasıl doyuracağını kara kara düşünmesidir. Yahut itibardan tasarruf etmeyen bir devletin vatandaşlarının ay sonunu getirmek için matematiğe takla attırmasıdır. Belki de arpa suyunun sürekli zamlanması, birbirine benzer siyah paketlerin içindeki sigaraların iyice tatsız tuzsuz olması yahut aylardır geçmeyen omuz ağrısıdır.

Meşhur hermenötik daireye göre, bir şeyi yorumlamak için anlamak, anlamak için de o konuda bir ön bilgiye/anlamaya sahip olmak gerekir. Meselenin ne olduğunu anlamak için de evvelâ meseleyi görmek, meseleyi görmek için de meseleye bakmak şarttır. Fakat bazen mesele hiç de göründüğü gibi değildir ve görüldüğü şekliyle de asla anlaşılamaz.

Herkesin meselesi aynı değildir. Fakirin meselesi, fakirin kaderini kabullenmesidir. Oysa zenginin meselesi, kaderi gereği mal ve mülkle sınanmasıdır. Politikacının meselesi, bu vatan uğruna şehadet şerbeti içme sırasının hiç kendine gelmemesidir. Mesele, insan hayatının hiçbir şey olması ama hiçbir şeyin bir insan hayatı etmemesidir.

Meseleler boy boydur. Cücelerin meseleleriyle devlerin meseleleri, nadiren aynı mesele olduğunda dahi başka başka meselelerdir. Körler diyarında gören gözlere sahip olmak, tedavi gerektirecek kadar vahim bir mesele hâline gelebilir. Dünyanın düz olduğuna inanılırken dünyanın yuvarlak olduğunu söylemek ciddi bir meseledir; oysa dünyanın yuvarlak olduğu artık bilinirken hâlâ dünya yuvarlaktır diye iddia etmek mesele olamayacak kadar vaka-i adiyedendir. Vasatlık çoktan mesele olmaktan çıkmıştır; oysa vasatların iktidarında yetenek belalara davetiye çıkartacak kadar çetin bir meseledir.

Mesele, mihaliç peynirinin artık tavada nar gibi kızarmamasıdır. Mesele, adliye saraylarında savcılar ile avukatların aynı pisuara işeyememesidir. Mesele, hayatında manda görmemiş süthane çalışanının sattığı yoğurdun hakiki manda yoğurdu olduğu üzerine yeminler etmesidir.

Mesele, kimsenin aptallık yaptığını veya budala olduğunu hiç düşünmediği için insanın kendi aptallıklarını anlatırken bile lafının “Estağfurullah,” diye kesilmesidir. Mesele, Fenerbahçe’nin kendi transfer politikasının kurbanı olması da olabilir, hakem kararlarının kurbanı olması da. Mesele, komşunun apartman boşluğuna bıraktığı çöpün suyunun akmasıdır.

Dünya nüfusunun hızla artması başlı başına bir meseleyken, dünya nüfusunun azalmaya başlaması da bir başka meseledir. Yapay zekâysa en yeni meseledir. Güpegündüz kesilen elektrikse daimi bir meseledir. Vatanın tehlikede olması babadan oğla geçen bir meseledir. Fakat asıl mesele vatanın sürekli kurtarılıyor olması da olabilir.

Meselâ usulsüz ihalelerin hiç mesele olmadığı belediyelerde Arapça tabelalar en sıcak meseledir. Bir kadının çocuk yapmak istememesini mesele eden erkeklerin, o kadının ürettiği katma değerin onda birini üretemedikleri gerçeğini hiç mesele etmemeleriyse belki çok daha sahici bir meseledir. Mesele, kira zammının ev sahibi için az olması ve kiracı içinse ödenemez olmasıdır. Mesele, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde hiç kimsenin ve hiçbir şeyin makûl olmamasıdır.

Mesele, Mısırlıların Bok Böceklerine tapması değil, bizim boktan şeylerin/kişilerin peşinden koşmamızdır. Mesele hukukun üstünlüğünün bir yere kadar kabul edilebilir olmasıdır. Mesele, üç çocuk annesi kadının yirmi yaşındaki üvey oğluyla kaçmasıdır. Mesele, elli sene beraber yaşadığı eşini kaybettikten sonra bir başına kalan adamın kendisini penceresiz ve kapısız bir eve tıkılıp kalmış hissetmesidir. Mesele, çoğu kez meselenin muhataplarınca fark edilememesidir.

Mesele, bazen kadının fevri bazense erkeğin sabit fikirli olmasıdır. Mesele, komşunun tam bir piç kurusu olan çocuğudur. Mesele, sen yazıyı yazdıktan sonra ertesi sabah Cüvik’in ölmesidir. Yaslanarak yaşamaya alışmış mahalleli yazarların asla anlayamadığı mesele, hakiki bir yazarın ısrarla sergilediği yazarak yaşama iradesidir. Mesele, kalbini kırdığın kadının gönlünü alabilmektir.

Mesele, evrene doğru enerji gönderebilmektir. Mesele, oyun oynamayı unutmamaktır. Mesele, her akşam eve ekmek getirebilmektir. Mesele, yumurtanın mı tavuktan yoksa tavuğun mu yumurtadan çıktığıdır. Mesele, anlamadığın ve hiç bilmediğin bir konuda dahi ahkâm kesebilmektir.

Akşama ne yemek pişireceğin de yerine göre meseledir. Yazın gelmesi ayrı bir meseledir, kışın gelmesi ayrı bir mesele. Bazen işsiz babandan harçlık istemektir mesele, bazense okula giden tek evladının cebine harçlık koymak. Mesele; içine giremediğin pantolondur, ayağını vuran ayakkabıdır, kronik mide yanmasıdır, kahvenin bitmesidir, misafir gelmesidir, kapını kimsenin çalmamasıdır, işe gitmektir ve kim bilir belki de eve dönmektir.

Mesele, bizim bahçedeki köpekler için yan bahçedeki keçilerdir. Mesele, yan bahçedeki keçiler için satıldıkları kasabın kamyonetine sıkış tepiş bindirilmeleridir. Mesele, çoğu kişi için keçi etinin kilosunun kaç para olduğudur. Oysa o keçilerin çığlıklarını işitince ağlayan genç kadın için mesele çok daha başkadır. Mesele, bazı dil oyunlarının birbirine tercüme edilemezliğidir.

Mesele; parasızlık, züğürtlük, işsizlik, açlık, KHK’lı olmak, hastalık, depresyon olabilir mi? Yoksa mesele, her zaman iktidardakiler veya devlet midir? Mesele demokrasi midir yoksa bütün meselelerimiz demokrasiyle mi çözülecektir? Mesele, artan kiralardır. Mesele, kıçı kırık bir üniversiteden alınan diplomayla iş bulmaktır.

İklim krizi, terörle mücadele, enerji kaynakları, aile yapımızı ve değerlerimizi muhafaza etmek hep birer meseledir. Mesele, tahinlerin artık çok sulu olmasıdır. Mesele, bir dahaki ay evlenecek amca oğlunun düğününde takman gereken küçük altındır. Mesele; mülteciler, dinin elden gitmesi, lgbt+ bireylerin toplumun ahlâk yapısını dinamitlemesi değildir. Mesele, sömürünün aleni bir soyguna dönüşmesidir. Mesele, her zaman sınıfsaldır.

Mesele, popülist politikacıların sandığının aksine boğaza karşı viskisini yudumlayan bir Jakoben olamamaktır. Mesele, her meseleyi bilimin çözeceğine inanmaktır. Mesele, hokus pokusla meselelerin yok olacağına iman etmektir. Mesele, felsefe yaparak başına iş açmak değil uslu uslu felsefe tarihi anlatmayı bilmektir. Mesele, süt soğanın mevsiminin çabucak geçivermesidir. Mesele, rüzgâra karşı üstünü başını batırıp rezil olmadan işemekte ustalaşmaktır.

Mesele, memlekettir. Mesele, uzaydır. Mesele, Güneştir. Mesele, tanrıdır. Mesele, uyuz bir köpek için kaşınmaktır. Mesele, biz hayattakiler için meselenin hiç bitmemesiyken, köy mezarlığında yatan ölüler için artık hiçbir meselenin olmamasıdır.

Peki ama mesele nedir? Bu yazının meselesi hakikaten meselenin ne olup olmadığı mıdır? Nedir mesele? Mesele, neyi mesele edip neyi mesele etmeyeceğin olabilir mi? Mesele, herkesin meselesi olabileceği gibi bir tek sizin meseleniz de olabilir. Mesele, meselelerin hiç bitmemesidir. Mesele, her türden saçmalığa ve aksiliğe daima hazır olmaktır. Bazense meselesiz kalmak, insanın bütün keyfini kaçıran bir meseledir.

Belki sayısız büyük Türk büyüklerinden bir büyüğün bir seferinde söylediği gibi “Meseleleri, mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.” Fakat hayatî bir mesele karşısında bütün bir toplumun gözlerini kapatarak bir ağızdan “Mesele yoktur!” diye bağırmasıyla da hiçbir meselenin kendiliğinden hâllolduğu görülmemiştir. Oysa mesele, meseleyi çabucak kavrayarak eyleme geçmektir.

Mesele, çalışmak yerine kaytarmaktır. Mesele, hümordan yoksun insanlara karşı inadına tebessüm edebilmektir. Mesele, bazen de susmayı bilmektir. Mesele, sıkılmaktır. Fakat yine de son tahlilde asıl mesele, yalnızlığın ehvenişer olmasıdır. Mesele, olmak yahut olmamaktır. Mesele, herkesin birbirine benzeyen hikâyesini hiç anlatılmadığı şekilde anlatabilmektir.

Fakat asıl mesele herkesin her şeyi bildiği yerde bazen insanın yazı yazmak istememesidir.


*Yazılar, yazarlarının sorumluluğundadır, Fikirtepe‘nin kurumsal politikasını yansıtmayabilir.

** Bu yazıya şu şekilde atıf verebilirsiniz:

Gökhan Yavuz Demir, “Meseleleri Yazmak Meselesi” https://www.fikirtepemedya.com/deneme/meseleleri-yazmak-meselesi/ (Yayın Tarihi: 19 Mayıs 2024).

***Bu yazıyı PDF olarak indirebilirsiniz:

Visited 236 times, 1 visit(s) today

Close