Yaşları 18 ile 25 arasında değişen gençlere gelecekte ne yapmak istediklerini sorduğumda aldığım cevaplar bir süredir kafama takılıyor. Cevapların çoğu birbirine şaşırtıcı ölçüde benziyor. Pek çok genç “trader” olup evden para kazanmak istiyor. Bir kısmı yurt dışına ya da devlete kapağı atmanın hesabını yapıyor, araba alıp satmaktan ve emlakçılıktan söz edenler de az değil. Bir gencin trader olmak istemesinde tuhaf bir şey yok. Bu kadar çok gencin aynı birkaç cevapta buluşmasında ise bir tuhaflık var. Beni üzen, bu konuşmalarda bir alanda yetişmeye ve ustalaşmaya dair sözlerin azlığı. Kapağı atmak, kaçıp kurtulmak, sıkıntısız ve rahat bir yere sığınmak demektir. Gençlerin ağzında yurt dışı da devlet memurluğu da birer sığınağa dönüşmüş. İlk bakışta insanın aklına gelen hüküm, gençlerin hayal ufkunun daraldığı.
Bu hükmü vermeden önce gençlerin istediklerine biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Konuşmaları dikkatle dinlediğimde gençlerin dilinde büyük bir servet, çok rahat bir yaşam, bir daha çalışmak zorunda kalmamak gibi hayaller duyuyorum. Gençler az şey istemiyor. Konuşmalarımızda bu hedeflere giden yol, yani ne öğrenecekleri, kimin yanında yetişecekleri, hangi işte kaç yıl emek verecekleri, ben sormadıkça neredeyse hiç açılmıyor. Öyleyse daralan ne?
Daralan Ne?
Bence daralan, insanın arzusuna ulaşmak için göze alabildiği bekleme süresi. İskoçya’da 1990’ların sonunda genç yetişkinlerin planlarını inceleyen bir araştırmaya göre yoksulluk ve iş güvencesizliği insanın ne istediğini pek değiştirmiyor, ne kadar ileriyi planlayabildiğini değiştiriyor.1 Ay sonunu düşünen bir genç için gelecek, önümüzdeki birkaç haftanın genişliğine iner. Gençlerle konuşurken eksikliğini gördüğüm şey, bir alanda ustalaşma ve o alanda yetişme isteği. Bekleme süresinin kısalmasından ilk payını alan da bu istek, çünkü ustalaşmak her şeyden önce zaman ister.
Beklemenin Bedeli
Ustalık bir bekleyiştir, içinde bir şeyin biriktiği bir bekleyiş. Bir alanda ustalaşmak, uzun süre henüz iyi olmadığınız bir işi yapmaya razı olmayı gerektirir. Öğrenci anlamadığı bir metni defalarca okur, genç araştırmacı beklediği sonucu vermeyen deneyi yeniden kurar, mesleğe yeni başlayan kişi deneyimli birinin kolayca yaptığı işte zorlanır. Bütün bunlara ancak bugünkü eksikliğin kalıcı olmadığına, harcanan zamanın bir birikime dönüşeceğine inanan biri katlanır. Varmayı hedeflediğimiz nokta, bugünkü güçlüğe dayanma nedenlerimizden biridir.
O noktaya varabileceğimize inanmak için ise dünyanın biraz öngörülebilir olması lazım. Eğitimini bitirdiğinde mesleğini yapıp yapamayacağını, çalışmasının geçinmesine yetip yetmeyeceğini bilmeyen bir genç için ilerideki yetkin insan silik bir hayale döner. Belirsizlik herkesin geleceğe bakışını aynı ölçüde karartmıyor. Türkiye’nin 33 ilinde gençlerle yapılan yakın tarihli bir araştırmada çalışanların yarısı geleceğe umutla baktığını söylüyor, iş arayanlarda ise bu oran altıda bire iniyor.2 İş arayanın bekleyişi başka türdendir. İnsan geçen ayların kendisini bir yere yaklaştırdığından emin olamaz ve cevapsız kalan her başvuru ona boşuna uğraştığının yeni bir kanıtı gibi gelir. Konuştuğum gençlerin bir kısmında bu duyguyu seziyorum. Gelecekteki kendileriyle aralarındaki ip incelmiş.
Beklemenin bir de gündelik bedeli var. Uzun vadeli bir amaca hazırlanan gencin o yıllar boyunca barınması, beslenmesi, ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Ülke çapındaki bir gençlik araştırmasında öğrencilerin yarıdan fazlası yemek parasını denkleştirmekte bile zorlandığını söylerken Mersinli bir genç bunu kendi cümlesiyle anlatıyor: “Ben bu yaşta ne yiyeceğim düşüncesinde olmak istemiyorum. Gelecek kaygım değil gelecek hayalim olsun istiyorum.”3 Biz gençlerden bir şeyler beklerken onların beklemesinin bedelini pek hesaba katmıyoruz. O bedeli karşılayamayan genç için beklemeyi sürdürüp sürdürmemek, her ay yeniden vermesi gereken zor bir karar.
Bu bedeli kimin karşıladığı da önemli. Toplumlar gençlere, kendilerini bir mesleğe, bir eşe ya da bir dünya görüşüne bağlamadan önce deneyip yanılabilecekleri bir süre tanır.4 Bu sürenin uzunluğunu çoğu zaman ailenin cüzdanı belirler. Bazı aileler çocuklarına deneyip yanılacakları birkaç yılı satın alabilirken hemen gelir getirmek zorunda olan bir gençte başarısızlık, öğrenmenin bir parçası olmakla kalmaz, evdeki geçim hesabını da bozar. Bu eşitsizliği hesaba katmadan gençlerin sabırsızlığını yargılamak, parayla uzayıp kısalan bir süreyi karakterin ölçüsü yerine koymak olur.
Karşılıksız Bekleyiş
Bedelini ödemeye razı olan genç, sonunda bir karşılık bekler. Önceki kuşaklar bu karşılığı gençlere açık bir sözle vaat etti. Okuyan bir meslek sahibi olacak, meslek sahibi olan da hayatını kuracaktı. Son yirmi yılda her ile üniversite açıldı, bölümler çoğaldı ve üniversitenin kapısı daha önce üniversiteli çıkmamış pek çok eve kadar uzandı.5 Üniversiteler çoğaldıkça bu söz her yıl daha fazla gence verildi, ama mezunların okudukları alanda çalışabileceği işler aynı hızla artmadı. Son verilerde Türkiye’de üniversite mezunlarının işsizlik oranı genel işsizlik oranına çok yakın, Avrupa Birliği’nde ise belirgin biçimde onun altında ve yükseköğretim mezunu çalışanların üçte birinden fazlası da üniversite diploması gerektirmeyen işlerde çalışıyor.6
Gençlerin anlattıklarında bu tablonun pek çok örneği var: bir bölümü bitirip marketin kasasına geçenler, mesleğini yapamayınca güvenlik görevlisi kursuna yazılanlar, diplomasıyla bir yere şoför olarak girenler… Ücretli çalışan sosyal bilim mezunlarının ancak beşte biri okuduğu alanla uyumlu bir işte.7 Okuduğu alanda çalışamayan birinin o alandaki becerilerini geliştirme imkânı daralır, kullanılmayan bilgi zamanla silinir ve diplomasıyla güvenlik kulübesinde bekleyen genç, ustalaşmaya ayırması gereken yılları okuduklarına gerek olmayan bir işte geçirir. Bu bekleyişin en sessiz biçimi ev gençlerininki. Ne okula giden ne çalışan ne de iş arayan gençlere “ev genci” diyoruz ve bu durum genç kadınlarda erkeklerden çok daha yaygın.8
Küçük kardeşler bu manzarayı seyrederek büyüyor. Ablasının dört yıl okuduktan sonra kasada durduğunu gören bir lise öğrencisi, ustalaşmanın değerine dair söylenenleri evdeki tabloyla karşılaştırıyor ve beklemenin karşılığının gelmediğini kimseden duymadan öğreniyor. Diplomanın beklettiği yılları karşılıksız bulan genç, araba alıp satmak, emlakçılık yapmak, evden alım satımla para kazanmak gibi diploma istemeyen ve beklemeden başlanan işleri daha az riskli görüyor. Onun gözünde asıl kumar dört yıl okumak.
Kısa Yol ve Açılacak Zaman
Bekleyecek zamanı olmayan ya da beklemesinin karşılıksız kalacağını düşünen bir gencin kısa yoldan kazanç vaat eden işlere yönelmesi şaşırtıcı sayılmaz, çünkü uzun bir öğrenme ve emek süreci gözden düştükçe hayatı bir hamlede değiştirecek fırsatlar çekici hale gelir. Evden alım satımla hızla bağımsızlık kazanma hayalinin cazibesi de buradan gelir. Riskli olsa da bu yol, uzun bir bekleyişi tek bir hamleye indirmeyi vaat eder. Sosyal medyada her gün dolaşan, çoğunda yalnız kazananın konuştuğu hızlı kazanç hikâyeleri de bu vaadi besliyor. Sürekli en hızlı çıkışı arayan genç bir alanda birikim oluşturmakta zorlanır, yeterince uzun kalınmayan işte ustalık gelişmez ve ustalık gelişmedikçe insanın kendi emeğine duyduğu güven de güçlenmez. Belirsizliğe verilmiş bir cevap olarak başlayan kısa vadeli düşünme zamanla bir alışkanlığa dönüşür. Bir fırsattan ötekine geçen genç, birkaç yıl sonra ne bir alanda ilerlemiş ne de kenara bir şey koyabilmiş olarak kendini başladığı yerde, aynı belirsizliğin ortasında bulur ve içine düştüğü döngünün kendi seçimlerinden mi yoksa koşullarından mı örüldüğünü artık ayırt edemez.
Gençlerden sabır istiyorsak, önce sabretmeye imkân veren koşulları yaratmak zorundayız. Bursunun gelecek yıl da yatacağını bilen, stajında gerçekten bir iş öğrenebilen, mesleğe girerken hangi ölçüyle değerlendirileceğini önceden kestirebilen ve edindiği yetkinliğin bir gün işe yarayacağını gören bir genç, yıllarını bir alana yatırmayı göze alır.
Gencin yanında duran insanlar da bu bekleyişi hafifletir. Gence sorumluluk veren bir öğretmen, yaptığı işi ciddiye alan bir usta, ona ilerlediğini gösterir. İnsan büyük bir hayat amacını çoğu zaman en başta bulmaz. Bazen bir işi yaparken merakı derinleşir, bir başkasına faydası dokundukça o işe bağlanır. Uzun bir bağlılığın başlangıcında çoğu kez tamamlanmış küçük bir işin verdiği yeterlilik duygusu bulunur.
Öğretmenin ve ustanın desteği de tek başına yetmez. Gençlerin, kendilerine verilen sözün bir gün tutulacağını görmeleri gerekir. Bugün onlara sabır öğütleyen bizler, “okursan bir meslek sahibi olursun” diyen kuşağız. Söz bizimdi. Bundan sonra açılacak her bölümün mezunlarını hangi işe götüreceğini düşünmek de bu sözün bir parçası. İşe girmenin bir tanıdığa bağlı olduğuna inanan genç ise bu söze güvenmekte zorlanır.9 Birkaç yıl sonrasındaki hayatına güvenemeyen bir insandan bugünkü hayatını kolayca bir ideale bağlamasını bekleyemeyiz. Ondan bir şey bekleyeceksek, önce onun bekleyebileceği bir zaman açmamız lazım.
Notlar
1 Anderson, M., Bechhofer, F., Jamieson, L., McCrone, D., Li, Y. ve Stewart, R. (2002). Confidence amid Uncertainty: Ambitions and Plans in a Sample of Young Adults. Sociological Research Online, 6(4). Erişim: https://www.socresonline.org.uk/6/4/anderson.html.
Yoksulluğun insanı kısa vadeli kararlara ittiğini gösteren daha geniş bir literatürün derlemesi için bkz. Haushofer, J. ve Fehr, E. (2014). On the Psychology of Poverty. Science, 344(6186), 862-867. Erişim: https://doi.org/10.1126/science.1232491.
2 Habitat Derneği (2026). Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu 6: Kısa Rapor. İstanbul: Habitat Derneği, s. 2. Erişim: https://habitatdernegi.org/wp-content/uploads/2026/03/Turkiyede-Genclerin-Iyi-Olma-Hali-Arastirma-Raporu-6-Kisa-Rapor.pdf.
3 Çağlar, A. ve Çağlar, T. (2023). Türk Gençliğinin Siyaset, Ekonomik Durum ve Sığınmacılara İlişkin Görüşleri 2022-2023 (Türkiye Gençlik Araştırması 2023). Ankara: Konrad-Adenauer-Stiftung Türkiye, s. 40-41, 44, 121. Erişim: https://www.kas.de/tr/web/tuerkei/einzeltitel/-/content/tuerkische-jugendstudie-2023.
4 Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and Crisis. New York: Norton.
5 Sak, G. (2025). Üniversite sayımız son 25 yılda 73’ten 205’e çıktı. Ekonomi Gazetesi, Ağustos 2025. Erişim: https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/universite-sayimiz-son-25-yilda-73ten-205e-cikti-55755.
6 Mezun işsizliği için Tekin, C. (2025). Eurostat: Türkiye, Avrupa’da üniversite mezunu işsiz oranının genel oranı aştığı tek ülke. Diken, 27 Temmuz 2025. Erişim: https://www.diken.com.tr/?p=1612555.
Euronews Türkçe’nin 25-54 yaş grubu için yaptığı analizde (1 Temmuz 2026) mezun işsizliği Türkiye’de yaklaşık yüzde 7 (genel oran yüzde 7,5), AB’de yüzde 3,6 (genel oran yüzde 5,4). Erişim: https://tr.euronews.com/business/2026/08/27/universite-diplomasi-en-buyuk-avantaji-hangi-ulkelerde-sagliyor. Aşırı nitelik için Dixon, E. (2024). ‘Brain waste’: overqualificationhighest in Spain, Turkey, Greece. Times Higher Education, 11 Ağustos 2024. Erişim: https://www.timeshighereducation.com/news/brain-waste-overqualification-highest-spain-turkey-greece.
7 TÜİK (2026). Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, 2025. Aktaran: Ekonomi Gazetesi, 23 Temmuz 2026. Erişim: https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/lisans-mezunlarinin-istihdam-orani-gecen-yil-yuzde-739a-indi-83776.
8 Habitat Derneği (2026), s. 5. Erişim: https://habitatdernegi.org/wp-content/uploads/2026/03/Turkiyede-Genclerin-Iyi-Olma-Hali-Arastirma-Raporu-6-Kisa-Rapor.pdf.
9 Habitat Derneği (2026), s. 5. Erişim: https://habitatdernegi.org/wp-content/uploads/2026/03/Turkiyede-Genclerin-Iyi-Olma-Hali-Arastirma-Raporu-6-Kisa-Rapor.pdf.






