1:08 pm Dış Politika

Süper Kupa Finali’ne Farklı Bir Bakış

Spor organizasyonları, eğer Dünya Kupası, Olimpiyat, vb. gibi bir etkinlikse, elbette ev sahibi ülkenin üstünlüğü barizdir. Ama tek özelliği, yabancı bir ülkeyle ilgili bir maça ev sahipliği yapmak olan ülkelerin üstünlüğü, kural koyması gibi bir durum söz konusu değildir.

Bu konuda, maalesef, sosyal medyada, bazı eski hakemler de dahil olmak üzere birçok kişinin Suudilerin kuralları uyguladığını, kulüplerin on beş gün önceden haber vermesi gerektiğini görüyorum. Oysa, TFF’nin bu konudaki kararı şöyledir:[1]

“Müsabakada giyilecek formalar TFF tarafından onaylandıktan sonra kulüplere bildirilir. TFF tarafından onaylanan forma setlerinin müsabaka organizasyon toplantısında 4. hakeme ibraz edilmesi ve müsabakaya onaylanan formalar ile çıkılması zorunludur.”

Dolayısıyla burada da konu TFF ve hakemlerin kararıyla ilgilidir. Bununla birlikte FIFA kuralları[2] içerisinde “Kullanılan ekipmanlarda herhangi bir politik, dini ve kişisel slogan, beyan veya resim olmamalıdır” ifadesi yer alır. Aynı şekilde “sağ veya ölü herhangi biri(leri) (resmi müsabaka isminin bir parçası olmadığı sürece)” formalarda yer alamayacağı belirtilir. Ancak aynı sayfada “Önemli bir ulusal veya uluslararası olay anılırken karşı taraf (taraftarları dâhil) ve kamunun hassasiyeti dikkatlice değerlendirilmelidir.” ifadesi de yer alır. Bununla birlikte bu konuların muhatabı, stada ev sâhibi olmak ve şekilde sponsorluktan başka bir özelliği olmayan Suudi Arabistan değil, Türkiye Futbol Federasyonu’dur. Dolayısıyla karar verecek olan da yine aynı kurumdur.

Bu durumda sormamız gereken nokta, Suudi Arabistan yetkililerinin neden bu kadar müdahil ve ısrarcı olduğu sorusu olmalıdır. Bilindiği üzere Körfez Arap ülkeleri, başta Avrupa kulüpleri olmak üzere futbolda, ekonomik güçleriyle aktif ve hatta hakim olmaya çalışıyorlar. Epey süredir yürüttükleri, büyük kulüpleri satın alma çabası, Katar’ın düzenlendiği Dünya Kupası, büyük yıldızları kendi ülkelerindeki takımlara transfer ettirme, bu politikanın unsurları.

Epey süredir, Türkiye’de de Arapların bazı kulüpleri satın almak istediği konuşulan bir konudur. Ancak Manchester City, Paris Saint Germain gibi Avrupa’nın en önemli futbol kulüpleri arasında yer alan örneklere baktığımızda da bu satın alma işinin aynı zamanda bir ekonomik getirisinin de olması gerekir. En azından forma ve diğer unsurları satın alabilecek, tribünleri doldurabilecek bir taraftar gücünün olması gerekir.

Beinsport’ta yer alan bir habere göre,[3] son beş yılda dünyada en çok forma geliri olan kulüpler arasında Galatasaray, 386 bin forma satışı ile 11. sırada iken Fenerbahçe de 365 bin forma ile 12. sırada. Dolayısıyla ortada büyük ekonomik hareketin de olduğu görülecektir. Yani Türkiye’de bir kulübü satın almak isteyecek birinin tercihinin üç büyüklerden biri olacağını tahmin etmek zor olmayacaktır. Bununla birlikte futbolun yarattığı yeni sosyolojinin de farkına varılması gerekir. Günümüzde futbol taraftarlığı birçok kimliğin üzerine çıkmış durumdadır. Hatta birçok durumda, millî kimliğin bile üzerine çıkmaya başladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu da ister istemez, kulüp satışlarında önemli bir nokta olacaktır. Ancak Avrupa’daki örneklerden de görüleceği üzere, yaşanan sansasyonel transferler, hızlı elde edilen büyük başarılar, bu durumu, kısa sürede olumlu bir yöne de çevirebilmektedir. Dolayısıyla bu yönde bir düşüncesi olanların, Türkler açısından en önemli hassas değerlerden birine saldırmasının üzerinde düşünmek gerekir.

Buna karşı benim aklıma, iki seçenek geliyor.

1. TFF ile sözleşme yapan, doğal olarak ekonomik maddeler de ekleyen Suudiler, kulüpleri de ikna ettikten ve Riyad’a getirdikten sonra vazgeçebilecekleri ihtimalinin çok az olduğunu düşündü. Gerçekten de böyle bir durumdan geri dönüş ihtimali, çok düşüktür ve zordur. Dolayısıyla Türklere, Atatürk ile ilgili isteklerini dayatmayı başardıktan ve buna tepki gösterilmediğini gördükten sonra bu kulüplerden birinin satışıyla ilgili de görüşmeye başlayabilirlerdi. Bunu küçük bir ihtimal olarak kenarda tutmak gerekir.

2. Suudi Arabistan, bilindiği üzere İslam dünyasının genelinde bir hakimiyet mücadelesi yürütmektedir. Mekke ve Medine’ye hakim olmanın getirdiği jeostratejik, petrole sahip olmanın getirdiği ekonomik avantajla birlikte en büyük güç olmaya çalışmaktadırlar. Bu noktada da eskiden beri Suudilerin, iki büyük rakibi ve hatta hasmı vardır. Türkiye ve İran. İran ile yaşanılan sorunların temelinde mezhep çatışması olmakla birlikte, en büyük tehlike, her zaman Türkiye olarak görülmektedir. Bunun temelinde de 300 yıla yaklaşan bir geçmişi olan Vehhabi – Türk çatışması gelmektedir.

Bilindiği üzere şimdiki Suud devleti, üçüncü Suud devletidir. İlkini Kerbela ve Necef’te Şiî hacılara soykırım yapmaları, ardından da Mekke ve Medine’yi işgal etmeleri üzerine Osmanlı Devleti, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu Tosun Paşa eliyle yok etmişti. Sonra ikincisi kurulmuş, onu da Osmanlı Devleti’nin vasalı olan İbd Reşîd Emîrliği yıkmıştır. Şu an var olan üçüncü devlettir. Dolayısıyla ortada Osmanlı ve Osmanlı’nın vârisi olan Türkiye ile Suudiler arasında 300 yıla yaklaşan bir güç mücadelesi vardır. Bilindiği üzere mücadele, her alanda, çok farklı şekillerde gerçekleştirilir.

İşte, Suudi yetkililerin ekonomik güçlerini kullanarak Türkiye’ye karşı üstten bakan bir harekete girişmelerinin temelinde bu vardır. Yani kendileriyle ilgisi, sadece stadını açan ve sponsorluk sağlayan bir ülke olmaktan öteye gitmemesine rağmen, emredici, buyurgan bir tavır sergileyerek, futbol üzerinden bir güç mücadelesi sergilemeye çalışmışlardır. Bununla birlikte ben, en önemli unsurun bu ikinci madde olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki, esas itibarıyla ilk maddede yine ikinciyle bağlantılıdır. Çünkü Türkiye’deki üç büyük kulüpten birini satın almaları ve bu şekilde Türkiye futbolu üzerinde hakimiyet ve kontrol fırsatı yakalama ihtimalini göz ardı edeceklerini hiç sanmıyorum.


[1]     Türkiye Futbol Federasyonu Sportif Ekipman Talimatı, https://www.tff.org/Resources/TFF/Documents/TALIMATLAR/Sportif-Ekipman-Talimati.pdf (Erişim tarihi: 30 Aralık 2023)

[2]     Oyun Kuralları 22/23, IFAB, https://www.tff.org/Resources/TFF/Documents/MHK/2022-2023-Oyun-Kural-Kitabi.pdf (Erişim tarihi: 30 Aralık 2023)

[3]     https://beinsports.com.tr/fotogaleri/en-cok-forma-satan-kulupler/1 (Erişim tarihi: 30 Aralık 2023)

Visited 637 times, 1 visit(s) today

Close