Bir “Durum Komedisi” Olarak CHP: Enjoy Your 31 Mart! — Adem Yılmaz
Bir durum komedisi olarak CHP, tek kanallı dönemlerin alternatifsizliğini andıran keyif sürüyor.
İki partili sistem, CHP’yi bir durum komedisine dönüştürenler için büyük bir alan açtı. Ve mevcut durum sürerse, muhalefet olmayı bile beceremeyen zihniyet ülkeyi yönetmenin en büyük adayı olmaya devam edecek…
Siyasal performansları ile demokrasi krizinin paydaşı olanların demokrasi getireceğine inanmak için bir sebebimiz yok!
Türk Sosyalist Hareketinin Serencamı Üzerine (1908-1971) — Burak Candemir
Sosyalizm fikrinin Osmanlı’ya ulaşması uzun bir süre almıştır. Saltanat ve hilafet gibi sarsılmaz bir otoriteyi temsil eden padişahların, kendi konumlarına tamamen zıt olan bu dünyevi fikri kabul etmesi elbette mümkün değildir. Bu sebeple sosyalizmin Osmanlı’da konuşulması, İkinci Meşrutiyet’in ilanına kadar çok kısık bir sesle olmuştur.
Şahname ve Vârisleri — İlteriş H. Kutlu
İçtimai ve siyasi motivasyonel referans olarak Şahname’de anlatılan kahramanlık destanlarının yerini matemlerin ve ucuz “edit”lerin aldığı İran’ın olur da bir gün hem kendi halkı nezdinde hem de uluslararası mecrada kaybettiği itibarını kurtarmak ve sergilediği bu talihsiz, zayıf, âciz ve basiretsiz haletiruhiye imajını düzeltmek gibi bir niyeti olursa 1979’ta rafa kaldırdıkları Şahname’yi, ülkelerinin istikbalini ve ikbalini konuştukları masalarının üzerine tekrar koymalı, bir anne nasihati nispetinde ona değer ve anlam vermeli, böylece üstün olduklarını iddia ettikleri kimliklerini yeniden tanımalı ve dünya jeopolitik tarihinde ilk defa bir toprak ve kavmin bütünlüğünü ihtiva eden Airyanem Vaejah “Yüce Aryan Irkının Toprakları” ideasının vârisleri olduklarının farkına varmalılar.
Yeni Dünyanın Şafağında Bir İktidar Kavgası: Gezi Parkı Eylemleri — Haydar Barış Aybakır
2013’ün Mayıs ayı sonunda Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve takribî üç ay süren olaylar, üzerinden bunca zaman geçmiş...
Birleşik Krallık’ta Göçmen Karşıtı Ayaklanma ve Ötesi: Popülist İngiliz Milliyetçiliğinin Soy Kütüğü — Okan Can
Bir devletten çok ekonomik proje olan Birleşik Krallık’ta yakın dönemde gelişen milliyetçilik anlayışı da yaşanan ekonomik problemlerin bir tezahürü görünümü çiziyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik artmaya devam ederken kamu hizmetleri yoksul kesimi daha da dezavantajlı hale getirdikçe, siyasi partiler emekçi kitleleri hak almaktan ve haklarını korumaktan çekinmeyecek bir pozisyona getirmek üzere politikalar üretmedikçe Birleşik Krallık’taki sosyal politik kriz daha da derinleşecek gibi görünüyor…
Sarı Öküzü Kaptırmak: Türk Toplumunda Yasal Gasbın Şiddet ve Sistematik Duyarsızlıkla Korelasyonu — Tamer Sağcan
Bazı tanımların kurumların duvarlarında asılı durmasının bir hikmeti vardır. Misal adliyede, duruşma salonlarında “Adalet...
Ortadoğu’da Armageddon: Reel Politikten Teo-Politiğe — Okan Can
Türkiye’nin kuruluş felsefesi itibarıyla seküler bir temele dayanması, Ortadoğu’daki teo-politik gerilimden uzak kalmasını garantileyememekte.
Postmodern Totalitarizm Hayaleti — Yonca Gökalp
Yonca Gökalp günümüzde işçi sınıfının nasıl görünmezliğe itildiğini ve emeğin suç ile eşdeğer hale getirildiğini; sanal gerçeklik ve siber-uzayın toplumsal etkileşimler üzerindeki etkilerini inceleyerek bu dönüşümün ideolojik ve toplumsal yapıyı nasıl yeniden şekillendirdiğini yazdı:
Viktor Orban AB’nin Ukrayna Politikasına Rest Çekti — Okan Can
Önce Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, ardından ulusal seçimlerde Avrupa’da aşırı sağın oyunu arttırması, Orban’ın AB Dönem Başkanlığına gelmesi, Trump’ın Kasım’da gerçekleşecek seçimlerde kazanma olasılığının yükselmesiyle Batı’da atmosfer iyice aşırı sağdan yana kaymıştır. Bu atmosfer Orban’ı Ukrayna Savaşı’na ilişkin Batı’daki hâkim paradigmaya aykırı bir şekilde hareket etme konusunda cesaretlendirmiştir. Bu nedenle ilerleyen süreçte Orban’ın Moskova ve Pekin’le yaptığı görüşmelerden daha öte hamlelerde bulunacağını öngörmek mümkün gözükmektedir…
Yenilmez Arafat: Hatırlanması Gereken Ebu Ammar(lar) — Adem Yılmaz
Arafat gibi profillerin büyüklüğü burada yatıyor. Onlar, büyük sorunların “siyah-beyaz” ile çözülmeyeceğini bilecek bir deneyimle hareket ederler. Asıl odak noktalarını, konjonktürel süreçlerde bile gözden yitirmezler. Bu sebeple onlar üzerinde uzlaşmak kolay değildir. Kimileri onlarda sadece ilkesiz bir pragmatizm görür, kimileri ise sadece bir efsane… Fakat onlar için asıl olan sorunun çözümüdür, gerçekçiliklerini ve sorumluluklarını bu çözüm çabası teşkil eder.





