10:52 am Siyaset

CHP’nin Güvenlik Siyaseti

PKK terör örgütünün sınır birliklerine saldırıları iç siyasetteki güvenlik tartışmasını hararetlendirdi. Gelen şehit haberleri bir yandan toplumsal yası derinleştirirken diğer yandan ise CHP odaklı tartışmaların yoğunlaşmasına yol açtı. CHP liderliğinin siyasi partiler tarafından imzaya açılan terör bildirilerine imza atmaması ve hükümeti açıklama yapmaya çağıran dili yeni bir bakış açısının gündemde olduğu izlenimi yaratıyor.

CHP’de iktidar değişikliğin olduğu kurultayda, Özgür Özel teşekkür konuşması yaparken Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın adlarını açıkça andı. Bu kişilerin özgürlüklerine kavuşmasını diledi. Verilen mesaj öncelikle demokratik kamuoyuna, sonra da Kürt hareketineydi. Ayrıca son bir ayda iyice yoğunlaşan bir CHP-DEM trafiğine tanıklık ettik hepimiz. Özel, DEM’le açık ve şeffaf bir ilişki yürüteceğini ilan etti. DEM’in belli illerde (İstanbul, Ankara, Bursa, Mersin ve Adana’da) CHP’li adayları destekleyeceği kesin gibi. Bu desteğe karşı CHP’nin bazı il ve ilçelerde aday göstermeyeceği söylentisi ayyuka çıkmış durumda. İş birliğinin çapını yakında tüm kamuoyu öğrenecek. Bu noktada önemli olan husus ise CHP liderliğinin sağ kamuoyundaki “PKK’nın uzantısı DEM” algısını paylaşmıyor olması. CHP liderliği PKK ile DEM’i ayrı değerlendiriyor. İlki terör örgütü, ikincisi ise siyasi parti.

12 şehit haberinin ardından İYİ Parti tarafından hazırlanan bildiriye CHP’nin DEM’le birlikte imza atmaması siyasi tansiyonu yükseltti. Erdoğan ve Bahçeli, Özel’i ülkenin bekası için gerekli hassasiyeti göstermemekle suçladı. Yeni genel başkanının memleketinde yapılan şehit cenazesinde protesto edilmesi yükselen tansiyonun sokağa da yansıdığını gösteriyor. Son PKK saldırısında da benzeri bir ayrışma yaşandı. Bu kez TBMM Başkanlığı üzerinden ortak bir bildiride herkes uzlaştı. Ama Başkan Erdoğan’ın Bahçeli ve Akşener’i ararken Özel’i aramaması iktidarın CHP’nin güvenlik siyasetine yönelik mesafeli tutumunun somut bir göstergesi olarak tarihe geçti.

Peki, CHP tam olarak ne yapmak istiyor? Ana muhalefet partisinin amacı siyasi iktidarın güvenlik politikasının hesap verilebilir hale gelmesi. Yani nasıl ki sağlık, eğitim, enerji icraatları kamuoyu tarafından tartışılabiliyorsa terörle mücadele için kullanılan araç ve stratejiler de tartışılabilmeli. Tabii çerçeve bu şekilde ortaya konulduğunda bir sorun yokmuş gibi görülüyor. Şüphesiz ki siyasi iktidarlar yaptıkları veya yapmaktan kaçındıkları tüm tercihleri izah edebilmeli. Ama bu noktada genel olarak Türk siyaseti, özel olarak ise yakın dönem siyasi hayatımıza ilişkin bazı zorluklar ön plana çıkıyor.

Her şeyden önce güvenlik ve savunmanın iç politik tartışmanın üzerinde konumlanmasına dair devletçi okuma siyasi hayatta çok popüler. Bu bağlamda yüksek devlet işleri sivil siyasetin dışında görülüyor hala. CHP’nin tek başına bu siyasi kültürü değiştirmesi ise imkansız değilse bile çok zor. İkinci mesele, Cumhur İttifakı’nın CHP ile Kürt siyaseti arasında terör üzerinden kurduğu söylemin kitleselliğiyle ilgili. PKK’nın asker şehit ettiği bir dönemde CHP’nin DEM’le sağlıklı bir ilişki yürütmesi ve kamusal alanın genişlemesi için uğraş vermesi ana muhalefetin politik inandırıcılığı bakımından büyük riskleri içinde barındırıyor. İYİ Parti’nin de AKP ve MHP ile birlikte hareket ettiği bir ortamda CHP’nin DEM ile aynı muameleyi görmesi yani siyaseten yalnızlaşması kaçınılmaz bir son gibi önümüzde durmakta. Bu noktada makul olan, kapsamlı bir iletişim stratejisiyle birlikte daha zamana yayılmış bir dildi. Ancak ana muhalefet partisi o çizgiyi aştı. Bu saatten sonra, biraz da yerel seçimin getirdiği aşırı politikleşme ikliminde Cumhur İttifakı karşısında alternatif bir söylem seti kurmak için fazla mesai yapmak dışında bir seçeneği yok Özel liderliğinin.


*Yazılar, yazarlarının sorumluluğundadır, Fikirtepe‘nin kurumsal politikasını yansıtmayabilir.

Visited 68 times, 1 visit(s) today

Close