12:41 pm Siyaset

Düzene İtirazın Bedeli ve İYİ Parti

Altı ay önce sahi, biz ne yaşamıştık? Uluslararası dinamikler ve iş birlikçileri “Kaybettirerek Kazanmak” projesi kapsamında CHP’li komitacılara “Devlet Piro’yu istiyor” masalını nasıl yutturmuştu? Bu soruya anlaşılır bir cevap verilmeden, İYİ Parti’ye karşı bugün sürdürülen psikolojik harbin gerçek nedenine ulaşılamaz.

Siyasal spektrum

Dört işlem ortada dururken siyasete dair konuların karmaşık işlemler üzerinden yürütüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Oysaki Türk siyaseti % 65 sağ ve % 35 sol bloktaki kümelerden beslenen basit bir diyalektiğe sahip.

İYİ Parti’ye ilişkin bir kimlik tartışması açılması anlamlı mı? Gerçekten de “Biz İYİ Parti’nin merkez sağda konumlanmasını beklerken o milliyetçiliği tercih etti” denilebilmesi oldukça ilginç. İYİ Parti’nin, “milliyetçilikten ümmetçiliğe” savruluşa karşı yüksek sesle bir itirazdan doğduğu bilinir. Dolayısıyla İYİ Parti, “milliyetçi ve demokrat” kimliği ile siyasal spektrumdaki yerini almış durumda.

Burada tartışılması gereken konu; bu zamana kadar İYİ Parti’nin CHP ile stratejik ortaklığı ile hedef kitlesi arasında bir paradoksun olup olmadığıdır. Açıkçası, İYİ Parti’nin büyümesi/iktidara alternatif olabilmesi için AKP ve MHP’den gelecek oylara bariyer oluşturabilecek siyasi angajmanlardan kaçınması gerekiyor.

Bilimsel bazda hiçbir literatür değeri olmasa da ülkemiz ölçeğinde sağ ve sol kavramları, bir inanç ve kimlik siyasetine dayanır.  Sol, kendi adıyla anılan tek bir merkezde, sağ ise milliyetçilik ve siyasal İslam olmak üzere iki merkezde kümelenir. Merkez sağ ve merkez sol kavramları, merkeze görece uzaklığı temsil ederler. Gerçekten de evrensel değerlerle donatılmış bir milliyetçilik, merkez soldan sağın her tonunu kapsar. İYİ Parti’nin durumu tam da budur.

Düzen ya da Con Ahmet’in devridaim makinesi

Kullanışlı bir karşıtlıktan beslenen iki kutuplu düzen, hem iktidarı hem de CHP’yi beslemekte. Belediyelerden rant devşirildiği sürece, CHP ebedî muhalefete mahkumiyetten muzdarip değil.  Menderes’in idamıyla başlayan tarihsel yük, ayrılıkçı güçlerin meclise taşınması ve halen HEDEP’le yürütülen sıcak temaslar CHP’yi % 25’te bloke etmiş durumda. Dolayısıyla siyasette somut başarılar açısından, CHP her zaman -kullanışlı bir elaman olarak- İYİ Parti’ye ihtiyaç duymakta.

İktidar, kendisi dışında kalan tüm siyasal güçleri aynı torbaya atıp tüm muhalefeti güvenlik, beka ve Kandil üzerinden kriminalize edebilmenin konforunu yaşıyor. Ortada ne demografik yapı bozukluğunun yarattığı sosyal problemler, ne de derin bir yoksulluk var!

Tam da bu noktada bu kutuplardan ayrışarak İYİ Parti’nin Türk siyasetine bir alternatif sunması, mevcut düzenin ana unsurlarını kutsal bir ittifaka zorlamış durumda. İktidar, CHP ile İYİ Parti’nin stratejik ortaklığı sürdükçe % 65’lik sağ kitleden bir parça kopmayacağından emin. CHP ise hem ayrılıkçı partilerle yaptığı iş birliğine karşı gelecek tepkileri İYİ Parti eliyle minimize etmeyi, hem de İYİ Parti’nin siyasal gücünü kendine bir kaynak olarak kullanmayı planlıyor.

İttifak; zehirli meyve!

İYİ Parti yerel seçime müstakil girilmesi konusunda net bir karar aldı. CHP’nin bu kurumsal karara saygı duymaksızın konunun siyaset ötesi abla-kardeş ilişkisine indirgenmesi, gerçekten bir talihsizlik olmalı.  

Tam da bu noktada amaç, hedef ve metot ilişkisinin de gözetilerek İYİ Parti’nin Türk siyasetindeki özgün değerinin bir daha anlatılması gerekiyor. Amaç; ülkede milliyetçi düşünceyi önceleyen bir yönetim sistemini kurulması ise ittifak konusu, ancak hedefe ulaşmak için kullanılabilir bir metot olabilir. Temel kural, metodun hiçbir zaman amacın önüne geçemeyeceğidir.

İYİ Parti, yerel seçimde birbiriyle çelişme ihtimali olan iki hedef arasında bir tercihte bulunmak zorunda. CHP ile yapılacak iş birliğinin İYİ Parti’ye daha fazla belediye başkanlığı/belediye meclis üyeliği kazandıracağı kesin. Ancak bu olasılığın iki açıdan problem yaratacağı düşünülebilir. Birincisi, iddia edilen 3. Yol’un maruz kalacağı manevi hasar, ikincisi ise sadık seçmen kitlesinde yaratabileceği kırılma.

Örneğin, İYİ Parti yerel seçimde % 9-11 gibi bir oyu hedefleyebilir. CHP ile yeniden kurulacak bir stratejik ortaklığın bu hedefe ulaşma açısından ne kadar olumlu/olumsuz etkisinin doğru bir şekilde analiz edilmesi gerekir.

Yol haritası ve gerekçe

Şüphesiz ki CHP ile iş birliğine ilişkin İYİ Parti tabanında bir konsensüs yoktur. Nihayet belediye rantının göz kamaştırıcı olması, herkesin ilgisini cezbeder. Bu bağlamda İYİ Parti, CHP ile iş birliği konusunda yeni bir karar düzeltmesine gidebilir mi? Böyle kritik bir karar, ancak tabanda olağanüstü bir değişimle alınabilir.

İYİ Parti, neden 3. Yol’u tercih ettiği konusunda gerekçelerini daha anlaşılır hale getirdiğinde oldukça rahatlayacaktır. Bu safhada izlenecek yol son derecede basittir. Yapılması gereken ilk işlem, bir kamuoyu araştırmasıyla CHP ile ittifak/iş birliği konusunda İYİ Parti seçmeninin ne düşündüğünün ölçülmesidir. Böylece gönülden geçen her duyguyu, politik gerçekmiş gibi sunan “İYİ Parti aday çıkarsa da büyükşehirlerde taban CHP’nin adaylarına oy verir” tezinin ne kadar anlamlı/anlamsız olduğu da açığa çıkar.

Benim gözlemim, İYİ Parti’deki sadık seçmen kitlesinin ikinci bir 3-6 Mart vakasını kaldıramayacağı yönündedir.

Sonuç olarak, İYİ Parti “kullanışlı karşıtlık” üzerine kurulu düzene çomak sokmanın bedelini erkenden ödemeye başladı bile. Ancak zamanla CHP’nin HEDEP’le seçim ittifakının ete kemiğe bürünmesiyle İYİ Parti üzerine sistematik olarak yönlendirilen sislerin etkisinin azalacağı ve nihayetinde siyasetin yeniden normalleşebileceği umulur.

Türk siyasetindeki kapalı sistemin aşılması için daha fazla özgün fikirlere ihtiyaç var.


*Yazılar, yazarlarının sorumluluğundadır, Fikirtepe‘nin kurumsal politikasını yansıtmayabilir.

Visited 306 times, 1 visit(s) today

Close