11:32 am Edebiyat, Kaan Eminoğlu, Kültür-Sanat

İstanbul’da Bir Şiir Tüketim Forumu: Poesium

Bundan 32 yıl önce düzenlenen Uluslararası Şiir Forumu Poesium birçok tartışmayı beraberinde getirmiş, etkinliğe davetli şairlerden çok, davet edilmeyen şairler konuşulur olmuştur. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın aktardıklarından hareketle ilk Poesium’a davet edilmeyen Ece Ayhan’a karşı sürdürülen “kötülük dayanışması”na karşı çıkmak için İlhan Berk tarafından Bir Elişi Tanrısı İçin Ağıt adlı şiirin okunduğu bilgisine ulaşıyoruz.

Birinci Poesium’da eleştirilerin odak noktasındaki isimler festival direktörleri Hilmi Yavuz ve Özdemir İnce olmuş, Yavuz ve İnce; Ece Ayhan tarafından edebiyat tarihine sokulan “sosyal bürokrat”, “belediye şairleri” ifadelerinin muhatabı haline gelmişlerdir. İlk Poesium’a  Gülten Akın, Sabahattin Kudret Aksal, Melih Cevdet Anday, Ataol Behramoğlu, İlhan Berk, Salah Birsel, Necati Cumalı, Cevat Çapan, Refik Durbaş, Arif Damar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Hilmi Yavuz, Can Yücel, Güven Turan, Ülkü Tamer, Kemal Özer, Ahmet Oktay, Şükran Kurdakul, Özdemir İnce, Talât Sait Halman, Attilâ İlhan davet edilmiş, davet edilmeyen İsmet Özel, Ece Ayhan, Metin Altıok, Rıfat Ilgaz, Enis Batur, Sezai Karakoç gibi şairlerin dışlanmış olmaları ideolojik bir tercihin yansıması olarak değerlendirilmiştir. Etkinliğe davet edilmesi gereken şairlerin davet edilmediği gerekçesiyle etkinliğe katılmaktan vazgeçen Attilâ İlhan ve etkinliğe katılıp İsmet Özel ve Ece Ayhan’a etkinlikte yer verilmemesini “Ben onlarsız Türk şiirindeki yerimi yadırgarım.” diyen İlhan Berk’in tavırlarıysa takdirle karşılanmıştır.


Böylesi bir organizasyonda ideolojik dışlamanın mantıksızlığı üzerine soruşturmalar yapılması dönemin önemli edebiyat tartışmalarından birisi olarak gazete manşetlerini süslemiştir. Etkinlikte bir diğer “ilginç” kıstas ise Türk şairler için uygulanan 47 yaş sınırı olmuş, Ece Ayhan yabancı şairler için uygulanmayan bu yaş kıstasının 47 yaş sınırının sadece Türkler için konulmasını “Tamamen bir yağ çekme hikâyesi. O yüzden (yabancı şairlere) koşul koymuyorlar.” diye değerlendirmiş o dönemin genç kuşak şairlerini Poesium’a karşı tavır almaları konusunda yüreklendirme işlevini görmüştür. Poesium’a yaş haddinden davet edilmeyen Sunay Akın, Akgün Akova, küçük İskender ve Mehmet Çetin gibi genç şairler de Poesium’la aynı zamanda Merdiven Şiir Günleri adı altında alternatif bir şiir etkinliği düzenleyip, Türk şiirinde kendilerine bir merdiven yapıp yukarıya bu şekilde tırmanacaklarını sembolize ederek tepkilerini dile getirmişlerdir.


O dönem haftalık çıkan 2000’e Doğru dergisinde dört hafta boyunca işlenen bu konuda Ece Ayhan “Herkes gördü olan biten rezilliği. Ben bu iki kişiyi şair bile saymadığımı yazmıştım geçen yıllarda. Yeteneksiz, sıradan ve güvenilmeyen insanlardır. Bunlar şiiri ıskalayan bir mantığın devamcısı olarak düzenliyorlar bu şöleni.” diyerek Hilmi Yavuz ve Özdemir İnce’ye olan tepkisinin dozajını onların şair olmadığını söyleyecek dereceye kadar arttırmıştır. Hilmi Yavuz ise Ece Ayhan’ı önemsemediğini ancak genç şairlerden özür dilediğini beyan eden bir açıklama yapsa da yaptığı açıklamada kendisini eleştiren dönemin genç kuşak şairlerini iğnelemekten geri kalmayıp “Dram Tiyatrosu Baskını olarak geçen olayda, bugün genç arkadaşlarımızın bize gösterdikleri tepkilerin çok daha ağırını, bizden önceki kuşağın yaşlı yazar ve şairlerine göstermiştik. Üzülüyorum, şimdiki genç arkadaşlar bizim kadar bile cesur değiller.” açıklamasını yapmıştır.

Birinci Poesium böylesi tartışmaların ışığında yapılmışken 22 yıl sonra düzenlenen Yirmi İkinci Poesium ilkinden dersler çıkartılarak mı yoksa Türk şiirinde hiçbir şeyin değişmediğini imler derecesinde bir etkinlik olarak mı gerçekleştiği sorusu ise bu yazının ana gündem maddesi olarak yer alıyor. İlk Poesium’da festival direktörleri açıklanmış, festivalin tüm adaletsizliklerinin günahı bu direktörlerin (Hilmi Yavuz, Özdemir İnce) eksi hanesine yazılmış, en sert eleştirilerin muhatabı da bu iki şair olmuştur. Bu festivalde ise festival direktörü şair veya şairler açıklanmamış bu sayede bu şair veya şairlerin uygulamış oldukları adaletsiz tutumdan dolayı eleştirilmelerinin önüne geçilmiştir. Her değişikliğin ilerici karakterli olmasını bekleyemeyiz, bu değişiklikte olduğu gibi düzenlemiş olduğu etkinliğin sorumluluğunu ve eleştiri yükünü omuzlayamayan şairlerin varlığı Türk şiiri açısından üzüntü verici bir durumu da beraberinde getirmiştir. Halihazırda yanıtlanmayı bekleyen birçok soru varken bu soruların muhatabının/muhataplarının isimlerinin gizlenmesi de edebiyat ortamına yakışmayan bir aldatmaca değil midir? Şiir ve edebiyat varsa eleştiri de olacaktır, eleştiriden kaçınan bir edebiyat ortamı, dikensiz gül bahçesi yaratma arzusunun bir tezahürü değil de nedir? Böylesi bir tutum, çağın ruhuna aldanıp şiire başkaldırmaktan başka bir şekilde açıklanabilir mi? Her ne kadar karşımızda belirli bir muhatap bulunmasa da Türk şiiri kamuoyunun merak ettiği o soruları soralım, belki lütfedip cevaplayanlar olur:

  1. Poesium gibi bir etkinlikte Cumhuriyet’in yüzüncü yılı gibi sembolik değeri olan bir dönemde yüz şairin davet edileceği kapsayıcı bir etkinlik organize etmek yerine bu kadar az şaire yer verilmesi ve aynı şairlerin farklı farklı etkinliklerde yer alması tercihinin sebebi nedir?
  2. 22 yıl önce düzenlenen Poesium’da sadece Türk şairler için 47 yaş sınırı konulmuş ve genç kuşak şairler görmezden gelinmişti, bu yılki Poesium’da ise adeta gizli bir 40 yaş sınırı konulmuş ve Mehmet Özkan Şüküran hariç 40 yaşın altındaki hiçbir şair davet edilmemiş. Öyleyse sormamız gerekir, size göre şiir sadece 40 yaş üstü insanların icra ettiği bir sanat mıdır? Melih Cevdet Anday’ın “Yetenek onay beklemez, ozanların yaşı birdir.” sözünden haberdar mısınız? Etkinlik kapsamında fanzin gibi genç kuşak edebiyatçıların hâkimiyeti altında bulunan bir alanda program yapıp programda 50 yaşın üstünde ve hayatı boyunca hiç fanzin çıkartmamış şairleri konuşturmanın “Türkiye’de Feminizm” diye bir sempozyum yapıp bütün konuşmacıları erkeklerden seçmekten bir farkı var mıdır?
  3. Şiirde yerellik ve evrensellik gibi bir konunun işlendiği forumda İstanbul dışında yaşayan şairlerin göz ardı edilmesinin mantıklı bir açıklaması var mıdır? Şiir sizin için İstanbul hatta Kadıköy’den ibaret midir? Şair olmak ve tarafınızca şair sayılmak için genel olarak İstanbul’da, özel olarak Kadıköy’de yaşama mecburiyeti mi vardır?

Devir Aynı Devir Değil, Genç Kuşak Şairler Rahatsız Değil!

Poesium tarihi üzerine araştırmalar yaparken Birinci Poesium düzenlendiği zaman genç kuşak şairlerin tepkilerini zekice örgütleyip bir çıkış aramalarını takdirle karşıladım. Sonrasındaysa günümüz “genç şair”lerinin buna benzer reflekslerden mahrum olduğu gerçeği beni fazlasıyla rahatsız etti. Böylesi bir itirazın, genç kuşak şairlerden beklenmemesi ise biat kültürünün egemen olduğu şiir ortamındaki yalnızlığımın büyüklüğünün iz düşümünü gözler önüne sermiş oldu.

Bugünkü şiir ortamı poetik ve politik olarak hadım edilmiş “genç şairlerle” doluyken onlarla nasıl bir itirazı örgütlenebilir ki? Yukarıya ulaşma ve kendine alan açma adına Merdiven diye korsan bir etkinlik fikri yaratıcı olsa, ben bugünkü şartlarda bana benzer jilet dilli birkaç genç kuşak şair bulsam gayrimeşruluğumuzu sembolize etmek adına “Merdivenaltı” adlı korsan bir etkinlik organize etmek isterdim. Ne de olsa şiir de aşk gibi gayrimeşrudur, meşrulaşınca ortadan kaybolur!

Visited 42 times, 1 visit(s) today

Close