Çeviri - Makale

Yapay Zekâ Eğitimi Çağında Çocuk Yetiştirmek

Massimo Scapini & B. Scot Rousse1

Çev. Haluk DOĞAN

Yapay zekânın çocuk yetiştirme biçimimizin bir parçası hâline gelme hızı giderek artıyor. Mayıs 2025’te Çin ve Amerika Birleşik Devletleri, okullarda yapay zekâ eğitimini zorunlu kılmaya yönelik yeni çalışmalarını duyurdu. Bununla da yetinilmedi; Google, 13 yaşın altındaki çocuklar için özel olarak tasarlanmış yapay zekâ araçlarının bir sürümünü kullanıma sunmaya hazırlandığını ilan etti. Tüm bu gelişmeler, yapay zekânın artık yalnızca bir araç değil; çocuklarımızın gündelik yaşamına, öğrenmelerine, oyunlarına ve dünyaya dair sordukları sorulara nüfuz eden kalıcı bir unsur olacağı bir geleceğe işaret ediyor.

Çoğu kişi için bu bir dönüm noktasıdır. Bunun nedeni yalnızca yapay zekânın müfredata dâhil edilmesi değil; bu girişimlerin hızının ve kapsamının daha derin bir gerçeği açığa çıkarmasıdır. Bu teknoloji artık sadece bir seçenek değildir. Çocuklarımızın kullanacağı araçları, seçecekleri meslekleri, bilgiye nasıl ulaşacaklarını ve kendi yaşam yollarını nasıl keşfedeceklerini belirleyecektir.

Peki bu durumda biz ebeveynler ne yapacağız?

Bazıları için bu gelişmeler rahatlatıcıdır: “Bırakalım uzmanlar ilgilensin, bırakalım sistemler ona uyum sağlasın” derler.


Fakat bazılarında huzursuzluk yaratacak ve şu soruları akla getirecektir: Yapay zekâ eğitimi tam olarak ne anlama gelir? Nasıl öğretileceğine kim karar verecek? Ve makineler, çocuklarımızın sorularına ilk yanıt verenler hâline geldiğinde ne olacak?

Bunlar kolayca cevap verilebilecek sorular değildir. Fakat doğru sorulardır.

Denetim yanılsaması vs İnisiyatif uygulaması

Sık sık geleceğin belirsiz olduğu, değişimin hızının tahmin edilemeyecek kadar hızlı olduğu söylenir. Bu, ebeveynleri güçsüz hissettirebilir. Ancak denetim eksikliği ile inisiyatif alma eksikliği arasında bir fark vardır. Denetim; öngörü, hâkimiyet ve kesinlik arzusuna dayanır. İnisiyatif ise sorumluluk alma, müdahale etme ve ihtimam göstermeyle ilgilidir. İnisiyatif, kesin sonuçlar hedeflemek yerine, yürüdüğümüz yolu nasıl yürüdüğümüz üzerinden anlamlandırmayı amaçlamaktadır.

Yapay zekâ, ödevler, uygulamalar ve bizimle konuşabilen cihazlarla birlikte evlerimize girer. Faydalı olma vaadiyle gelir. Ancak bu, birtakım soruları da birlikte getirir: Biz hâlâ orada olacak mıyız? Hâlâ kulak verecek miyiz? Hâlâ sadece dünyayı hesaplamakla kalmayıp, onu anlamlandırmanın ne demek olduğunu ortaya koymaya devam edecek miyiz?

İlk müdahale evde başlar

Devletler yapay zekâ öğrenimini yaygınlaştırabilir. Şirketler sınıflara yeni teknolojiler sokabilir. Ancak ilk müdahale buradan başlamaz. İlk müdahale ebeveynlerden başlar. Ev ortamında, yapay zekâya ilişkin kültürü biçimlendirme fırsatı hâlâ kaçmış değil. Uyum sağlama ve tüketme alışkanlığı yerine merak etmeyi teşvik edebiliriz. Dikkat dağınıklığı yerine muhakeme etme yetisini geliştirebiliriz. Çocuklarımıza yalnızca hangi araçları kullanacaklarını değil, nasıl insanlar olmalarını istediğimizi de gösterebiliriz.

Bu gelişmeler bizleri teknolojiden uzaklaşmak yerine, onun anlamını birlikte kuran rolümüzü daha derinden anlamaya davet ediyor. Yapay zekânın evlerimize nasıl gireceğini, çocuklarımız tarafından nasıl karşılanacağını ve hangi değerleri yansıtacağını belirleme fırsatımız hâlâ var.

İnisiyatif pratiği olarak “deneyerek keşfetme”

Bu süreçte varlığımızı sürdürmenin yollarından biri deneyerek keşfetmektir. Yeni teknolojilere, çocuğunuzla birlikte keşfetmeye açık bir zihinle yaklaşın. Bilmediğiniz bir şeyi birlikte deneyin. Çocuğunuza yapay zekânın verdiği cevap hakkında ne düşündüğünü sorun. Onun cevabını kendi düşüncenizle mukayese edin. Merak ettiğinizi görsün. Kararsız kaldığınızı, itiraz ettiğinizi ve bilinçli tercihler yaptığınızı fark etsin. Bu türden ortak keşif faaliyeti, her şeyi bilme baskısından uzaklaşmaya; bunun yerine merakı, sohbeti ve birlikte anlam arama iradesini güçlendirmeye imkân tanır.

Ne olabiliriz?

2025 yılında doğan çocuklar şunları hiç bilmeyecek:

  • Profesyonel görseller üretmenin ileri düzeyde tasarım becerileri gerektirdiğini,
  • Kodlamanın yalnızca mühendislerin yaptığı şey olduğunu,
  • Video çekmek için kamera gerekli olduğunu,
  • Müzik bestelemenin yıllarca süren pratikle kazanılan bir ayrıcalık olduğunu,
  • Farklı dilleri konuşan insanlarla iletişim kurmanın ne kadar zor olduğunu,
  • İnsanların makinelerle konuşamadığı bir dönemin olduğunu.

Ancak bu çocuklar yine de insanların birbirleriyle konuştuğu, birlikte keşfettiği ve birlikte inşa ettiği bir dünyada büyüyebilir.

Geleceği kontrol edemeyebiliriz. Ama yine de iyi dinleyen insanlar olabiliriz. Merakını canlı tutan, neyin mühim olduğunu tespit edebilen, anlamlandırma sorumluluğunu makinelere devretmeyen insanlar olabiliriz.

Ve eğer böyle olursak, sahiden böyle olabilirsek, çocuklarımız büyüdüklerinde onları yetiştirenin teknoloji değil, bizler olduğunu bilebilirler.


  1. “Raising Humans in the Age of AI education”, Erişim Linki: https://www.curiositycraft.ai/blog/Raising%20Humans%20in%20the%20Age%20of%20AI%20education ↩︎

Visited 32 times, 1 visit(s) today

Close