7:40 pm Siyaset

Muhalefetin Buhranı

14/28 Mayıs seçimlerinin ardından muhalefetin bir kriz içine sürüklendiği herkesin malumu. Seçim yenilgilerinin partileri veya ittifakları yıpratacağı aşikar. Ancak bir bütün olarak muhalefetin bir kriz içine sürüklenmesi yalnızca seçimlerin kaybedilmesi ile açıklanamaz. Öyleyse muhalefet neden böyle bir krize sürüklendi?

Bu noktaya varılmasının sebepleri üzerine düşünürken iki önemli hususun altı çizilebilir. İlk olarak yeni hükümet sistemi nedeniyle partilerin özgün kimliklerinin aşınmasından söz edilmeli. İkincisi ise yenilginin sebeplerinin/müsebbiplerinin bulunamamış olmasıdır. Daha açık bir ifadeyle yenilgiyle henüz yüzleşilememiş olmasıdır. 

  1. Benzeşen/Aynılaşan Partiler

AK Parti-MHP iş birliğe ile gidilen 2017 referandumu Türkiye’de siyasal hayatın dönüşümünde birçok açıdan kritik bir öneme sahip. Zira hükümet sisteminin değişmesi başlı başına tüm siyasal hayat üzerinde büyük etkileri olacak mahiyette bir konu.

Bu değişimin siyasal partiler üzerindeki etkisi de muazzam seviyede oldu. Türkiye’de siyasal hayatın taşıyıcı kolonları olarak tasvir edilebilecek siyasi partiler, bu süreçte kendilerini yeni sisteme göre konumlandırmak durumundaydılar.

Siyasi partiler açısından ortaya çıkan en büyük değişim, seçimlere ittifaklar içinde bulunarak girmenin neredeyse bir gereklilik haline gelmesinden kaynaklanıyordu. Zira yeni hükümet sisteminde bir partinin yürütme gücünü elde edebilmesi, ancak toplumsal karşılığını % 50’nin üzerine çıkarması ile mümkün hale gelmişti.

Çıtanın bu denli yükselmesi, partilerin seçimlerden galip çıkmaları için bir araya gelmelerini neredeyse zorunlu kıldı. Bu da büyük oranda parti politikalarının, geleceğe yönelik programların ve söylemlerin benzeşmesi anlamına geliyordu. Dahası bu süreçte partiler özgün politik kimlikleri yerine, birbirlerine verdikleri tavizlerle ön plana çıktılar. Bu durum ise partilerin birbirinden farklılıklarını vurgulamak yerine, benzerliklerini vurgulamalarına yol açtı.

En nihayetinde ise birbiriyle benzeşen ve birçok yönden aynılaşan partilerin varlığından söz eder olduk. MHP’leşen AKP ve AKP’leşen MHP bir yanda iken CHP’leşen İYİ Parti ve İYİ Parti’leşen CHP öte yanda yer aldı. Dahası Hüda-Par ile aynı yerde saf tutan MHP bir yanda, HDP’yle aynı yerde saf tutan Zafer Partisi öte yanda yer aldı.

Öz itibarıyla hükümet sisteminin değişmesinin Türk siyasetine etkilerine bakıldığında ilk ve öncelikle gözlenebilir olan unsur, birbiriyle aynılaşan veya en azından birçok yönden benzeşen partilerin varlığı olmuştur.

Bu çerçevenin muhalefet partilerine getirdiği yük, bağımsız ve özgün kimliklerini belirginleştirmelerine ve bu şekilde seçmende karşılıklarını yükseltmelerine engel oluyor. Tabii aynı şey iktidardaki ittifak için de geçerli. Orada da oyların anlamlı bir yükselişinden söz etmek mümkün değil. Ancak Türkiye’de yaklaşık 21 yıldır süren iktidar gücünün sağladığı avantaj karşısında muhalefet partilerinin bu süreçten daha zararlı çıktığı söylenebilir.

2. Yenilgiyle Yüzleşmek

Ancak kabul etmek gerekir ki referandumdan yaklaşık bir yıl sonra, 24 Haziran 2018’de gerçekleşen seçimlere gidilirken tablo bu denli belirgin değildi. İttifakların seçimler için oluşturulmuş geçici iş birliği düzeyinde olduğu düşünülüyordu.

Bu süreçte muhalefet tek bir aday üzerinde mutabakat kuramamıştı ve çok sayıda aday ile seçimlere gidilmişti. CHP Muharrem İnce’yi, İYİ Parti Meral Akşener’i, Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu’nu, HDP ise Selahattin Demirtaş’ı aday göstermişti. Seçimlerin ikinci tura kalması halinde Millet ittifakı ikinci tura kalan adayı destekleyecekti. Ancak umulduğu gibi olmadı. Seçimler ikinci tura kalmadı.

Seçimlerin hemen ardından ise mağlubiyetin faturası herhangi bir partiye veya lidere değil ortak aday çıkartılmamasına ya da çoklu aday stratejine kesildi. Bu hesap ise 2019 yerel seçimlerinde büyükşehirde CHP-İYİ Parti iş birliği ile ortak adaylar çıkartılması sonucunu doğurdu. Bu strateji işledi. Muhalefet kazandığı belediyeler sayesinde iyi bir rüzgar yakaladı.

Bu rüzgarın etkisiyle 2023 seçimlerine giden süreçte tek aday çıkarmak muhalefet cephesinin kilitlendiği temel hedef haline geldi ve bu hedef Altılı Masa’ya giden yolda en önemli motivasyon kaynağı oldu. Ne var ki seçimleri kazanmaları yine mümkün olmadı. Bu noktada benim fikrim, bugünden geçmişe bakıldığında cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesindeki temel sebebin ortak aday stratejisinin kendinde değil işletiliş mantalitesiyle ilgili olduğu yönündedir. Ancak muhalefet cenahında bu ve benzeri çıkarımların ya hiç yapılmadığı ya da çok yüzeysel biçimde yapıldığı görülüyor.

Son tahlilde, 2023 seçimlerinin ardından muhalefet cehanında yenilginin müsebbibinin bulunamadığı, herkesin bir diğerini sorumlu tutması sebebiyle yolların tıkandığı ve üstelik partilerin özgün kimliklerinin yara alarak birçok yönden birbiriyle benzeştiği bir durumla karşı karşıyayız. Hülasa muhalefetin buhranı tam da bu noktada belirginleşiyor.

Bu açıdan 2024 yerel seçimleri için hazırlıkların yapılmaya başlandığı bu günlerde, muhalefetin 2019 yerel seçimlerine gidilen süreçte bulunduğu noktadan çok daha geride olduğu söylenebilir. Parti yapılarında ve iş birliği modellerinde/anlayışında ciddi bir değişim yaşanmazsa 2024 yerel seçimlerinin muhalefet açısından çok daha sıkıntılı geçeceği büyük bir ihtimaldir.


*Yazılar, yazarlarının sorumluluğundadır, Fikirtepe‘nin kurumsal politikasını yansıtmayabilir.

Visited 60 times, 1 visit(s) today

Close