11:33 am Dış Politika, Nuri Salık

Bölgesel Sahiplenme Perspektifinden Türkiye-Irak Yakınlaşmasını Okumak

Türkiye ile Irak arasında son yıllarda gözlemlenen yakınlaşma, 14 Mart 2024 tarihinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Bağdat ziyaretiyle birlikte yeni bir evreye girmiş görünüyor. Güvenlik zirvesinin ardından yapılan açıklamada, Türk ve Iraklı yetkililerin PKK ile ortak mücadele kararı aldıklarını duyurması ve Irak’ın PKK’yı yasaklı örgüt olarak ilan etmesi hem Türkiye-Irak ilişkilerini hem de Ortadoğu’daki bölgesel dinamikleri değiştirecek bir gelişme olarak kaydedilmeli.

Ziyaretin ardından yaz aylarında PKK’ya yönelik kapsamlı bir ortak operasyon beklentisi artarken PKK’nın üst düzey kadrosunun son gelişmelerden oldukça rahatsız oldukları görülüyor. Nitekim PKK elebaşlarından Murat Karayılan, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Irak’ta artan alan kontrolünün Musul’un işgaliyle sonuçlanabileceğini söyleyerek kapsamlı bir operasyondan duyduğu endişeyi dile getirdi.

Türkiye-Irak yakınlaşması her ne kadar 14 Mart ziyaretiyle birlikte gündemde üst sıralara tırmansa da son yıllarda iki ülke arasındaki yakınlaşma dikkatlerden kaçmıyor. Ankara-Bağdat ilişkileri ekonomiden güvenliğe, ticaretten ulaşıma, iklim değişikliğinden altyapıya kadar geniş bir yelpazede derinleşen bir bölgesel iş birliğine işaret ediyor. Özellikle Kalkınma Yolu Projesi Ankara-Bağdat hattında ilişkileri başka bir evreye taşıyacak bir stratejik bütünleşme anlamına geliyor.

Türkiye-Irak ilişkilerinin Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin 21 Mart 2023’te gerçekleştirdiği Ankara ziyaretinin ardından ivme kazandığını söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudani ile düzenlediği ortak basın toplantısında Basra Körfezi’nden Türkiye’ye uzanacak ve iki ülkeyi demiryolu ve karayolu ile birbirine bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi’nden bölgenin İpek Yolu projesi olarak bahsetmiş ve projenin hayata geçirilmesi için bakanların görevlendirildiğini duyurmuştur. Bağdat yönetiminin ülke ekonomisini canlandırmak için Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu gayet iyi bilen Erdoğan, Irak’la ticareti arttırmak için hazır olduklarını ve Iraklı yöneticilerin bu hassasiyetlerini paylaştığını belirtmiştir.

Kalkınma Yolu Projesi Kaynak TRT Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ağustos 2023’te gerçekleştirdiği Bağdat ziyaretinde PKK konusunda önemli mesajlar vermiş, PKK ile iş tutan grupları uyarırken Irak’ın PKK’yı terör örgütü olarak tanıması gerektiğini ifade etmiştir. İki ülke ilişkilerinin geliştirilmesinin önündeki en büyük engellerden birinin PKK olduğuna işaret eden Fidan, Irak’ın toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve birliğinin korunmasının Türkiye için önemli olduğuna değinmiştir. Irak’ın da yapıcı tutumuyla yoğunlaşan karşılıklı temaslar Ankara-Bağdat yakınlaşmasını kolaylaştırmıştır.

19 Aralık 2023 tarihinde Dışişleri Bakanı Fidan ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin liderliğindeki heyetler arasında Ankara’da yapılan güvenlik zirvesinde terörle mücadele başta olmak üzere güvenlik ve su gibi konularda ilişkilerin geliştirilmesi hususunda mutabık kalınmıştır. İki ülke temsilcileri PKK tehdidini de masaya yatırmış ve PKK terör örgütü “ortak tehdit” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Irak’ın ve bölgenin kalkınmasına büyük katkı sağlaması beklenen Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirilmesi için gerekli adımlar da zirvede tartışılmıştır. İki ülke yetkilileri Ankara-Bağdat hattında temasların yoğunlaştırılması hususunda da mutabık kalmışlardır.

Yazının başında kısaca temas edilen 14 Mart güvenlik zirvesi, Türkiye-Irak ilişkilerinin stratejik bir zemine oturması bakımından kritik önemi haizdir. Görüşmelerde terörle mücadeleden su meselesine, tarımdan ulaştırmaya, ticaretten sağlığa kadar pek çok alanda Ortak Daimi Komitelerin kurulması ve düzenli olarak toplantılar gerçekleştirmesi hususunda ittifak sağlanmıştır. Görüşmelerde Türkiye açısından en önemli konu PKK’nın bertaraf edilmesi için geliştirilen strateji olmuştur.

Zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride Irak’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapılırken PKK’nın iki ülke için de ortak tehdit olduğu vurgulanmış, PKK’nın Irak’ta faaliyet göstermesinin Irak Anayasasının ihlali anlamına geldiğinin altı çizilmiştir. Ziyaretin en önemli çıktısı, hiç şüphesiz, Irak Ulusal Konseyi’nin ilk defa PKK’yı “yasaklı örgüt” olarak tanımlamasının ortak bildiride kayda geçmesi ve iki ülkenin PKK ile ortak mücadele edeceğinin açıkça ifade edilmesi olmuştur.

Dışişleri Bakanı Fidan’ın 14 Mart tarihli Bağdat ziyaretinin ardından Irak dış politika gündeminde üst sıralara tırmanırken Türkiye’nin yaz aylarında gerçekleştireceği operasyonla Irak’ta 20-30 km derinlikte bir güvenlik bölgesi oluşturacağı, PKK’nın Irak’tan temizlenmesiyle birlikte Kalkınma Yolu Projesi üzerinden Irak’ın istikrara kavuşacağı ve bölgede yeni bir dönemin kapılarının aralanacağı konuşulmaya başlanmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nisan ya da Mayıs ayında gerçekleştirmesi beklenen Bağdat ziyaretiyle birlikte Türkiye-Irak güvenlik anlaşmasının tam anlamıyla netleşmesi ve PKK’ya karşı somut adımların yaz aylarında atılması beklenmektedir.

Peki, Türkiye-Irak yakınlaşması nasıl anlamlandırılabilir? Ankara-Bağdat hattında görülen iş birliğinin önündeki engeller nelerdir? Türkiye bu engelleri aşmak için neler yapabilir?

Türkiye-Irak yakınlaşmasının Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından kavramsallaştırılan bölgesel sahiplenme perspektifiyle anlamlandırılabileceğini düşünüyorum. Dışişleri Bakanı Fidan, 1 Mart 2024’te Üçüncü Antalya Diplomasi Forumu’nun açılış konuşmasında bölgesel sahiplenme perspektifini şu sözlerle ortaya koymuştur:

“Küresel sistem, hegemonların çıkarlarını öncelemesi nedeniyle maalesef bölgesel sorunları çözmede yetersiz kalmaktadır. 

Bundan dolayı Türkiye, bölgesel sahiplenme anlayışıyla, yeni yöntem, aktör ve platformları sürece dahil ederek, coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir. 

Nitekim uluslararası sistem, Suriye’deki krizin çözümünü yıllardır sağlayamamıştır. 

Ülkemizin bölgesel sahiplenme anlayışıyla başlattığı Astana Süreci, iç savaşın durmasını ve siyasi çözüm arayışlarının tartışılmasını sağlamıştır…

Bölgesel sahiplenmenin bir boyutunu da enerji ve bağlantısallık projeleri oluşturmaktadır. 

Bu konuda da, küresel dayatmalardan ziyade, bölgenin ihtiyaçlarını önceleyen projeleri önemsiyoruz. 

TANAP, TAP, ‘Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor’ ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimleri destekliyoruz. 

Terörle mücadele de, bölgesel dayanışma ve iş birliğini zorunlu kılan başka bir önemli husustur.

Birçok kıtada farklı şekillerde baş gösteren terörizm tehdidi karşısında, ortak bir tavır sergilenemediğini de üzülerek görmekteyiz. 

Bu şartlar altında terörizmle mücadelede, ortak akılla hareket edilmesi ve bölgesel iş birliği daha da önem kazanmıştır. 

Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir.”

Dışişleri Bakanı Fidan’dan uzunca alıntıladığım bu pasaj, hem Türkiye-Irak yakınlaşmasına hem de Türkiye’nin terörle mücadelesine dair yeni perspektifini ortaya koyuyor. Fidan, Suriye, Libya ve Karabağ’da başarıyla uygulanan küresel hegemon güçler dışında bölgesel sahiplenme perspektifini Irak sahasına da taşımış görünüyor. Fidan, bu perspektifi hem Irak’ın hem de bölgenin istikrarını sağlayacak bir anahtar olarak nitelendiriyor.

Burada ön plana çıkan inisiyatif ise Türkiye ile Irak arasında ekonomik entegrasyonu sağlayacak ve PKK terörünü tamamen bertaraf edecek olan Kalkınma Yolu Projesi olarak karşımıza çıkıyor. Fidan, Kalkınma Yolu Projesi’ne hem ekonomik iş birliğini pekiştirecek, hem enerji jeopolitiğinde bağlantısallığı arttıracak, hem de PKK terörünü bitirecek çok katmanlı bir perspektiften yaklaşıyor. Bölge ülkelerinin sahiplenmesinin bu projeyi başarıya ulaştıracağını düşünüyor Fidan…

Elbette bölgesel sahiplenme perspektifinin PKK gibi girift bölgesel ve küresel ilişkileri olan bir terör örgütünü tasfiye ederken tatbik edilmesinde pek çok engel bulunuyor. Son günlerde basında da sıkça yer aldığı üzere Irak’ta etkili olan bazı yerel ve bölgesel aktörlerin Türkiye’nin yeni girişiminden rahatsız oldukları biliniyor.

Bunların başında PKK ile ilişkilerini sürdüren Bafel Talabani’nin KYB’si ve İran geliyor. Türkiye, Irak’a istikrar getirecek bölgesel sahiplenme perspektifinin önündeki engelleri pasifize etmek için elinden geleni yapıyor. Bu bağlamda, Ankara PKK’yı terör örgütü olarak görmediğini ilan eden KYB üzerindeki baskılarını arttırmış vaziyette. Türkiye, KYB’yi pozisyonundan vazgeçirmek için hem KDP hem de merkezî Irak yönetimiyle güçlü bir blok kurma arayışında.

Türkiye-Irak yakınlaşmasından rahatsızlık duyan bir diğer aktör İran olarak karşımıza çıkıyor. İran’ın uzun süredir PKK terör örgütüne destek verdiği, sınırlarında PKK’nın faaliyetlerine müsaade ettiği herkesin bildiği bir gerçeklik. Nitekim Dışişleri Bakanı Fidan, İran’ın bu konuda izlediği politikayı geçtiğimiz aylarda açık açık dile getirmekten geri durmamıştı. MİT’in PKK’nın İran gençlik sorumlusu Barzan Hesenzade’yi Kuzey Irak’ta etkisiz hale getirmesi İran’a verilen net bir mesajdı.

Türkiye’nin bu hamlelerine karşılık İran, KYB ile ilişkilerini derinleştirerek Irak’ta Türkiye’yi dengelemeye gayret etmektedir. İran, Kalkınma Yolu Projesi’nin başarıyla hayata geçirilmesinin ardından Irak’taki ve bölgedeki etkinliğinin zayıflayacağını düşünmektedir. Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri blokunun projenin bir parçası olması, İran’ın çevrelenme korkularını arttıracak bir husus olarak zikredilmelidir. Ayrıca, Şiî gruplar üzerinden Irak siyasetini şekillendiren Tahran yönetimi, Türkiye-Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri gibi Sünni ülkelerin güçlenerek Irak’ı yörüngesinden çıkarmasından da endişe etmektedir. Tahran, bu nedenle PKK ile dirsek temasını sürdürmekte, ayrıca Kalkınma Yolu Projesi’ne itirazlarını açıkça dile getirmektedir.

Türkiye-Irak yakınlaşmasından rahatsızlık duyması beklenen bir diğer aktör ABD’dir. Washington yönetimi, Türkiye’nin Ortadoğu’da başat bir güç merkezi olarak ortaya çıkmasını istememektedir. Petrol zengini Irak’ın Kalkınma Yolu Projesi üzerinden Türkiye ile bütünleşmesi ABD’yi rahatsız edecek bir gelişme olarak kaydedilmelidir. Kalkınma Yolu Projesi’nin PKK’nın tasfiyesini elzem kılması, PKK’yı Ortadoğu’da taşeron olarak kullanan ABD’yi memnun etmeyecektir. Kalkınma Yolu Projesi ile Kandil-Sincar hattının kesilmesi, ABD’nin vekil aktörü olarak Suriye’de bulunan PKK/YPG’nin de lojistik ve insan kaynağına darbe vurulması anlamına gelmektedir. ABD’nin YPG’yi elinde tutmak istediği bilinen bir gerçekliktir. Dolayısıyla Türkiye-Irak yakınlaşmasına karşı İran’ın yanı sıra ABD’nin de sabotajlarına dikkat edilmelidir.

Peki, Türkiye ne yapmalı? Ankara bölgesel sahiplenme perspektifini farklı bölgelerde pek çok defa tatbik etmiş ve başarılı olmuştur. Bu perspektifin Irak’ta hayata geçirilmesinin önünde birtakım engeller olsa da Türkiye kararlılıkla Kalkınma Yolu Projesi’nin arkasında durmalıdır. Bu süreçte altı çizilmesi gereken en önemli husus, Irak’ın istikrar ve refahının dünya barışına ve güvenliğine sağlayacağı katkıdır. Irak’ta yaşanan kaos, IŞİD gibi radikal grupların gelişmesine elverişli bir zemin oluşturmakta ve bu durum terör faaliyetlerini tetiklemektedir. Kalkınma Yolu Projesi’nin Irak’a yapacağı katkılar ekseninde uluslararası kamuoyunda bir farkındalık oluşturulması gerekmektedir. Bu süreçte yürütülecek etkin bir kamu diplomasisi ve daha fazla bölgesel aktörün sürece dahil edilmesi Türkiye’nin Irak’ta hayata geçirmek istediği bölgesel sahiplenme perspektifini başarıya ulaştıracaktır…


*Yazılar, yazarlarının sorumluluğundadır, Fikirtepe‘nin kurumsal politikasını yansıtmayabilir.

Visited 66 times, 1 visit(s) today

Close